ANA SAYFA
  • Register
поздравления с новорожденным

Şubat 2014 Raporu

Dünya’dan…

Asya kıtasında ülkeler bazında uzmanlıklar netleşiyor. Tayland otomotiv sektöründe, Güney Kore yeni teknolojide, Kamboçya ve Bangladeş tekstilde, Filipinler çağrı merkezlerinde, Çin ise eğitim, araştırma ve finans alanlarında yeni hedefler koyuyorlar.

Fortune 2014 Yatırımcı Kılavuzu’na göre, 2014 yılında yatırım yapılacak en iyi hisse önerileri arasında Pepsi, Volkswagen, La Salle (gayrimenkul), Shoppe (sağlık-gıda), Celestial (sağlık), Target (perakende), Technip (enerji), Bancorp (perakende bankacılık), Expedia (online seyahat acentesi), China Mobile (telekomünikasyon) bulunuyor.

OECD’ye göre 2060 yılında dünya ekonomisini bekleyen tablo şu şekilde olacak: Küresel ekonomi yılda ortalama % 3 büyüme gösterecek. Çin ile Hindistan’da toplam GSYH, şu anki OECD ülkelerinin tümünü geride bırakacak. Çin ile Hindistan’daki gelir yediye katlanacak. Uzun vadede yaşam standartları ortalama % 16 daha yüksek olacak.

İngiliz bilim dergisi “New Scientist”, 2100′de insanların çaba ve tercihlerine göre, dünyanın nasıl olacağına ilişkin 4 senaryo öne sürdü. İlk ve iyimser senaryoya göre teknolojideki ilerlemeler, yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması, çabalar ve birçok konuda bilincin artması sayesinde okyanuslardaki asitleşme hızı yavaşlayacak ve CO2 azalacak. İkinci senaryoya göre, iklime ilişkin tehditler çok ciddiye alınmasa da teknolojideki gelişmeler “dünyayı ayakta tutacak”. Üçüncü senaryoya göre, fosil yakıtlara bağımlılık azalmayacak, tüketim, seyahat, çocuk sayısı gibi yaşam tarzlarında çok değişiklik olmayacak. Karamsar son senaryoya göre insanlar bugünkünden çok daha fazla et tüketecek, yenilenebilir enerji yatırımları yetersiz kalacak, birçok bölgede CO2′in artması nedeniyle nefes almak güçleşecek, biyoçeşitliliğin azalması nedeniyle ekosistemin dengesi bozulacak, seller ve kuraklık daha sık meydana gelecek ve kutuplar artık buzla kaplı olmayacak.

Fortune 500′e göre İsviçre, nüfusuna göre en fazla lider markaya sahip olan ülke. Milyon nüfus başına iki lider marka düşüyor. Novartis, Roche, Nestle, Lindt, Swatch bu markalardan bazıları…

Nestle Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nün yayınladığı rapora göre, diyete cevap veren ve vermeyen genler üzerindeki yapılacak araştırmalar sonucunda kişisel kilo verme çözümleri yaratılabilir.

ABD bankacılık devi Morgan Stanley’e göre 2014 yılında dünyayı etkileyecek 5 büyük değişim şu şekilde olmalı: Fed geri çekilmeyi yönetmeli, Japonya ekonomisini kontrol altına almalı, Avrupa bankacılığı denetlenmeli, Çin reform güdümlü büyümeye geçmeli, gelişen piyasalarda yapısal reformlar yapılmalı.

AVEA’ya göre telekomünikasyon sektöründe rekabeti belirleyecek olan 3 ana trend şu şekilde: sosyal ağlar, mobil teknolojiler ve bulut bilişim. Yapılan araştırmalara göre sektörün son iki yılda büyümesinin en önemli gerekçesi, M2M denilen makineler arası iletişim ihtiyaçlarının artması olarak gösteriliyor.

PwC’nin “Yeniliği Yakalamak” araştırması, Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon TMT şirketlerinin en yenilikçi %20′sinin önümüzdeki 5 yıl içinde %90′ın üzerinde büyüme oranı beklediklerini ortaya koydu. TMT yenilik portföyünün %40-55′i ek yeniliklerden oluşuyor. Bu yenilikler, genellikle mevcut bir ürün veya hizmette pazar payını ve marjları korumak amacıyla yapılan ve rakiplerin hızlı bir şekilde karşılık verdiği değişiklikler. Çığır açan yenilik olarak kabul edilen, teknolojide ve iş modellerinde yapılan daha önemli değişiklikler ise, ankete katılan TMT şirketleri portföyünün %20-35′ini oluşturuyor. Radikal yenilikler, pazarı alt üst ediyor ve rekabetçi manzarada ‘oyunun kurallarını değiştiren’ bir işlev görüyor.

Birleşmiş Milletler 2014′ü Uluslararası Aile Çiftçiliği yılı ilan etti. Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı aracılığıyla çiftçi ailelerin ve küçük çiftçilerin öneminin vurgulanması ve bu kesimin küresel açlık ve yoksullukla mücadele, gıda ve beslenme güvenliğinin sağlanması, gelir kaynaklarının artırılması, doğal kaynakların ve çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınmanın tesisi gibi hayati konulardaki katkılarının uluslararası topluluğun dikkatine getirilmesi amaçlanıyor.

Kalkınma Bakanlığı verilerinden ülke riskini gösteren CDS’te son 7 ayda en çok risk artışı sırasıyla Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Rusya ve Meksika’da gerçekleşti.

Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) açıklanan raporuna göre 1951 – 2010 döneminde küresel sıcaklıklardaki artış, insan etkinliklerinden kaynaklandı.

Friedman’ın başında bulunduğu araştırma şirketi Strafor, 2014’te dünyaya yön verecek 5 gelişmeden birisinin Hindistan ile Türkiye’deki “iç karışıklıklar ve ekonomik gerilim” olacağını tahmin ediyor. Strafor’a göre 2014’ü şekillendirecek diğer eğilimler İran ile ABD arasındaki yumuşamanın devam etmesi, Avrupa’da yapılacak seçimlerde Avrupa Birliği’ne kuşkuyla yaklaşan milliyetçi partilerin yükselmesi, Rusya ile Almanya arasında enerji politikaları ile Orta ve Doğu Avrupa alanında süren pazarlıklar ve Çin’de Başkan Şi Cinping ile güçlü lider egemenliğine dayalı bir politik yapının kurulması olacak.

WWF’nin 2 yılda bir yayımladığı Yaşayan Gezegen Raporu’na göre, biyolojik çeşitlilik 1970 yılından beri % 28 azaldı. Dünyada 1600 panda ve 3200 kaplan kaldığını vurgulayan yetkililer, Afrika’daki fil popülasyonunun da insan baskısı ve habitat kaybı gibi nedenlerle azalma eğiliminde bulunduğunu bildirdi.

Bloomberg, teknoloji dünyasının en başarılı 20 CEO’sunu sıraladı. Listede ilk sıraları alan şirketler Seagate Tech, Informatica, Maximus, Cray, JDS, Sapient olarak belirlendi.

Amerikan finans kuruluşu Goldman Sachs’a göre gelişmekte olan piyasalarda gelecek yıl getiri düşük, oynaklık yüksek olacak.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Küresel Ajanda Raporunda 2014 yılında dünyanın en çok gündeminde olacak 10 sorun derinlemesine irdeleniyor: 1-Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yükselen sosyal gerilim, 2-Gittikçe büyüyen gelir uçurumu, 3-Kalıcı ve yapısal işsizlik sorunu, 4-Yoğunlaşan siber tehditler, 5-İklim değişikliğine dair eylemsizlik, 6-Ekonomik politikalarda güvenin azalması, 7-Liderlerde değer eksikliği, 8-Asya’da büyüyen orta sınıf, 9-Mega şehirlerin artan önemi, 10-Online bilgi kirliliği

Ernst & Young’ın yılda 2 kez yayımladığı Capital Confidence Barometer (Sermaye Güven Barometresi) raporunun 9’uncusuna göre Hindistan, para birimi rupinin değer kaybetmesi ve yeni sektörleri yabancı oyunculara açmasıyla liderliği ele geçirdi. Şirketlerin en fazla yatırım yapmak istediği ülkeler sıralamasında Hindistan’ı Brezilya, Çin, Kanada ve ABD izledi.

The Economist dergisine göre 2011’de Sudan’dan ayrılan Güney Sudan petrol rezervleri sayesinde en hızlı büyüme potansiyeline sahip ülke olarak karşımıza çıkıyor. Madencilik patlamasının destek verdiği Moğolistan, ham madde zengini Türkmenistan, Sierre Leone, kasinolarından büyük gelir elde eden Macau yeni yılın yıldızları olacak.

The Economist dergisine göre 2014′te spor başta olmak üzere otomotiv, eğlence, sağlık, IT yazılım, metal-madencilik sektöründe de fırsatlar görünüyor.Daha arka planda telekom, turizm, medya, IT donanım, perakende gıda-tarım ve finansal hizmetler geliyor. Ancak enerji ve savunma sektöründe beklentiler yüksek değil.

Turkcell’e göre tüm iş alanlarını kökten dönüştürecek 3 gelişme şu şekilde olacak: 1-Mobil internet 2- Bulut teknolojisi 3-Makineler arası iletişim

Deloitte’a göre 2016 yılında, Sahra Altı Afrikası’nda sağlık sektörü pazarı 35 milyar dolar büyüklüğe ulaşacak. Afrika’da sağlık sektörünün bu kadar hızlı büyüyecek olmasının nedenlerinden birincisi, Afrika ekonomisinin hızlı büyümesi; ikincisi ise kıtadaki hastalık oranının çok yüksek olması. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre, sadece Sahra Altı Afrikası, dünya nüfusunun % 11′ini temsil ederken, küresel hastalık yükünün % 24′üne sahip. Dünya genelinde beş yaş altı çocuk ölümlerinin yarısı Afrika’da meydana geliyor.

Uluslararası Sulak Alanlar Konferansı Ramsar, Dünya Sulak Alanlar Günü’nün bu yılki temasını “Sulak Alanlar ve Tarım” olarak belirledi. Ramsar Sekretaryası’nın açıkladığı verilere göre dünyadaki tatlı suyun % 70’i tarım amaçlı faaliyetler için kullanılıyor. Veriler, 2050 yılına kadar tarımın ihtiyacı olan su miktarının % 19 oranında artacağını gösteriyor. Sulama aşamasında ve sonrasında taşan suyun bir bölümü nehirlere ve su varlıklarına geri dönüyor, kalanı ise buharlaşıyor. Sulama yapılan alanların % 40’ında yer altı suları su kaynağı olarak kullanılıyor.

Veri depolama ve yönetimi alanında çalışan şirketlerden NetApp’a göre 2014’te beklenen IT gelişmelerinden bazıları şu şekilde olacak : Hibrit bulut sistemleri öne çıkacak. Flash pazarında mücadele başlayacak. Yazılım Tanımlı Depolama vizyonu benimsenecek. Sanal Depolama Sistemleri ile özgür veri gelişecek. Özel ve Genel Bulut Depolama etkilenecek.  Büyük veri evrim geçirecek.

NASA’nın New York’ta bulunan Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü’ne göre  bu yıl bir El Nino hareketinin gerçekleşmesi bekleniyor. Dünyanın her yerinde birçok olumsuz etkisi olan El Nino adı verilen iklim dengesizlikleri her iki ila yedi senede tekrar gerçekleşiyor. Pasifik Okyanusu’nun ısınmasının yol açtığı ve tüm dünyada hava olaylarını etkileyen El Nino, fazla kuraklık veya fazla yağış ile emtia piyasalarını alt üst edebiliyor.

WEF’in yayımladığı “Global Risks 2014” (Küresel Riskler 2014) raporuna göre en zengin ve en yoksulların gelirleri arasında artan kronik fark istikrara yönelik en büyük risk olarak saptandı. Uzmanlara göre artan gelir dağılımı uçurumunu, aşırı olumsuz iklim koşulları takip ediyor. Önemli riskler arasında işsizlik, atıl istihdam, iklim değişikliği ve siber saldırılar da sayıldı. Gelecek 10 yıla dair küresel risk görünümü ele alan raporda küresel düzeyde etkili olabilecek ve tüm ülkeleri ve sektörleri etkileyecek 31 risk sayılıyor. Bu riskler ekonomik, çevresel, jeopolitik, toplumsal ve teknolojik olarak sınıflandırılmış 5 ana başlıkta sıralanıyor, muhtemel ve potansiyel etkileri açısından ölçülüyor.

Pricewaterhouse Coopers’ın (PwC) sigorta sektörüyle ilgili yayınladığı rapora göre, sigortacılar iş yapma şekillerini global krizle birlikte oluşan yeni dünyaya uydururken, stratejik birleşme ve satın almaların önemi de tekrar artmaya başlıyor. Ancak, satın almaların 2003 ile 2012 yılları arasında olduğu kadar yoğunlaşması da beklenmezken, bunun yerine dünya çapındaki birleşme ve satın almaların sessiz bir devrim niteliğinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Rapora göre primlerin dünya çapında artması beklenirken, sigortacılar artık uzun vadeli büyüme amacından giderek uzaklaştıkları bir dünyada iş yapıyor.

PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından Dünya Ekonomi Forumu’nda açıklanan rapora göre, dünya şirketlerinin önde gelen üst yöneticileri finansal krizde en kötü dönemin artık geride kaldığını, büyümeye daha hazır olduklarını düşünüyor. Araştırmaya göre, şirketlerin önde gelen yöneticilerinin % 44’ü gelecek 12 ay içerisinde küresel ekonomide sıçrama bekliyor. Bu oran geçen sene PwC’nin gerçekleştirdiği araştırmada % 18 seviyesindeydi. Araştırmada küresel boyutta yöneticilerin ve şirketlerin artık “ayakta kalma halinden büyüme haline geçiş” sürecinde olduğu belirtilirken, önde gelen şirket ve yöneticilerdeki mevcut pozitif eğilimin daha fazla istihdam ve ekonomik büyüme yaratma potansiyeli olduğuna işaret edildi.

IBM, 2013 yılında 6809 patent alarak 21. kez ABD patent listesinde lider seçildi. IBM’i Samsung, Canon, Sony, Microsoft, Panasonic, Toshiba izliyor.

Türkiye’den…

Deloitte’a göre 2014 yılında Türkiye’ye önemli oranda Japon ve Kore yatırımı gelecek. Aynı zamanda çok sayıdaki Türk yatırımcı da ABD’de şirket satınalma yolunda çalışmalar yapıyor. Kurdaki yükseliş nedeniyle şirket değerlendirmelerinde %20-30 aşağı doğru bir revizyon bekleniyor.

Dünya Bankası Türkiye ofisine göre Türkiye, 2014′te % 3,5 büyüyecek. Bir önceki tahmin % 4,5 idi.

Türkiye Ziraatçılar Derneği’ne göre Türkiye’nin 2013 yılında yeterli yağış almaması, su rezervlerinin düşmesine yol açıyor. 2014′te de yağışların % 25-50 azalacağı düşünülüyor. Kuraklığın asıl etkisinin iklim değişikliği senaryolarıyla birlikte 2030 yılından sonra etkisini göstermesi bekleniyor. Bu durumun gelecekte ülkeler arası ilişkileri de etkileyeceği ve atmosfer hukuku kavramının önem kazanacağı varsayılıyor.

Birleşmiş Milletler, 2016 yılının, ‘Uluslararası Bakliyat Yılı’ olmasına karar verdi. Buna göre Türkiye, 2016 yılında bakliyat ile ilgili birçok etkinlik yapacak. Başta yeni bakliyat çeşitlerinin geliştirilmesi, bu çeşitlere ait sertifikalı tohumlukların üretimi ve çiftçiler tarafından kullanımının artırılması, bakliyat üretimi ve ihracatının artırılması yönündeki çalışmalar hızlandırılacak. Bu amaçla çiftçiler için eğitim programları düzenlenecek.

Almanya’daki araştırma şirketi IFO’nun yaptğı bir araştırmaya göre, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması (TTYOA) kapsamında AB ve ABD arasında tarife dışı engellerin indirilmesini de içeren kapsamlı bir anlaşmanın imzalanması halinde, Türkiye’nin uzun dönemde % 2,5’lik refah (reel gelir) kaybına uğrayacağı düşünülmektedir.

Araştırma şirketi Thomson Reuters’a göre 2003-2012 yılları arasında Türkiye’deki firmaların buluşları 18 kat artış gösterdi ve 2003 yılındaki 100 adetten geçen yıl 2 bine çıktı. Söz konusu süre içinde yerel uygulamalardaki artış % 70′den % 97′ye yükseldi ve 2012′de en önemli 10 patent başvurusunun tümü yerel firmalardan geldi. Türkiye’de en buluşçu firmalar sırasıyla Oyak Renault, Vestel, BSH, Ford, Turkcell, Arçelik olarak belirlendi.

Yeni teşvik sisteminin yürürlükte olduğu dönemde alınan teşvik belgesi adedinde yaşanan artışlar sırasıyla eğitim, orman ürünleri, sağlık, makine imalat sektörü, turizmde gerçekleşti. Teşvik belgesine bağlanan yatırım tutarında ise artışlar sırasıyla elektronik, kimya, orman ürünleri, istihraç ve işleme ve makine imalat sanayiinde gerçekleşti. Yeni teşvik sisteminde hayvancılık, pişmiş kil ve çimento, bitkisel üretim, ticaret ve depolama, demir-çelik, mesleki bilim ölçü kontrol ve optik donanım, su ürünleri, ormancılık sektörlerinde ise gerileme dikkati çekti.

AvivaSA’nın “Tüketicilerin Tasarruf Tutumları Araştırması”nın 2013 yılı sonuçlarına göre, Türk halkı borcundan dolayı tasarruf yapamıyor. Araştrmaya göre Türk halkı, finansal konularda iyimserlikle kötümserlik arasında bir dengede dururken,  ABD ve AB’ye göre ise daha iyi durumda bulunuyor. Araştırmanın yapıldığı diğer 11 pazara bakıldığında tüketicilerin yarısının borçlarını eritmeye çalıştıkları, borçlarından en çok rahatsız olan ülke sıralamasında Türkiye’nin ikinci sırada olmasına karşın borçların azaltılması için gösterilen çabanın en düşük oranlarda yer aldığı belirtildi.

AllWorld Network ile TOBB’un öncülüğünde ve TEPAV’ın desteğiyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketlerine dikkat çekmek için yürütülen “Türkiye 100 Projesi”nin kazananları sırasıyla Reysaş Teknoloji Depolama, Alco İçecek, Cici Çikolata, İntermey, Sakarya Vagon, Teknokon Makina, Elma Sepeti, Mensace Mermer, Nurmet Çelik, Elginsan Narenciye oldu. Sonuçlarda yazılım ve gıda sektörü ön planda yer alıyor.

TÜRKİYE, Dünya Bankası’nın “iş yapma” kolaylığı açısından sıraladığı “Doing Business 2014” endeksinde 3 basamak yükselerek 189 ülke arasında 69’unculuğa, “Yatırımcıların Korunması” endeksinde de büyük sıçramayla 67’ncilikten 34’üncülüğe çıktı. Türkiye diğer alt endekslere göre ise “Bir İşe Başlama” sıralamasında 73’üncülükten 93’üncülüğe indi. “Elektrik Bağlatma” sıralamasında 67’ncilikten 49’unculuğa yükselen Türkiye, “Vergi Ödeme” sıralamasında 74’üncü sıradan 71’inci sıraya çıktı. “İflasların Çözümlenmesi”, “Sınır Ötesi Ticaret”, “Kredi Sağlama”, “Mülkiyet Tescili” alanlarında küçük düşüşler sağlaması, Türkiye’nin genel endekste ilerlemesine engel olmadı. Raporda dünyanın en kolay yeni bir iş kurulabilen, iş yapılabilen 5 ülkesi Singapur, Hong Kong, Yeni Zelanda, ABD, Danimarka olarak sıralandı. En son 5 sırayı ise iyiden kötüye doğru, Kongo, Güney Sudan, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad aldı. Türkiye’nin iş yapma kolaylığı açısından geride bıraktığı ülkeler arasında Yunanistan, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Brezilya, Arjantin, Mısır ve Hindistan da bulunuyor.

Araştırmalara göre Türk şirketleri yatırımlarını yurtdışında ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerinde imalat, ulaştırma ve gıda, enerji, bilişim, hizmetler ve otomotivde yapıyorlar. Türk şirketlerinin en çok satın alma yaptığı ülkelerin İtalya, Yunanistan ve Rusya olarak sıralandığı, ayrıca Brezilya ve Meksika gibi uzak coğrafyalarda da şirket satın alındığı belirtiliyor.

Moody’s'in, 20 ülkeye ilişkin büyüme tahminlerine yer verdiği Küresel Makro Görünüm raporunda Türkiye’nin 2014′te % 3,5-4,5 arasında bir büyüme performansı sergileyeceği ifade edildi. Yılsonu tahminlerine göre, en çok daralan ülkenin % 2-1 arasında İtalya olacağı belirtilirken, Avro Bölgesi’nin de % 1 ile ikinci en büyük daralan ekonomi olacağı tahmin edildi. Almanya’nın bu yıl % 0-1 oranında büyüme yakalaması tahmin edilen raporda, ABD‘nin 2013 yılında % 1-2, 2014 yılında % 2-3 ve 2015 yılında % 2,5-3,5 büyümesi bekleniyor.

6 milyar dolarlık bir ekonomi oluşturması beklenen yerel seçimler için reklamcılıktan promosyona, maatbacılıktan araştırma şirketlerine kadar çok sayıda sektör, çalışmaların hız kazanmasını bekliyor. Seçim aktiviteleri ile ortaya çıkacak pastadan fotoğrafçılar, diksiyon kursları ve podyum stand yapan firmalar da faydalanacak. Tanıtım bürosu açılacağı için ilgili ticari gayrimenkulün sahibi, emlakçılar, oteller, taşıma şirketleri, ses tesisatçıları, araba kiralama şirketleri, çiçekçiler ve seyyar satıcılar da seçim çalışmalarından olumlu yönde etkilenecek diğer sektörleri oluşturuyor. Seçimlerde rakamsal değeri küçük olmasına karşın seçmenlere ulaşma anlamında büyük önem taşıyan anahtarlık, kalem, not defteri, şapka, tişört, mutfak eşyası ve havlu gibi çok sayıda promosyon ürünü de üretiliyor. Adaylar, kendilerine özel web sayfası hazırlatırken, seçmenlerine, sokakların yanı sıra sosyal medyadan da seslenecek. İnternet üzerinde reklam ve web sitesi tasarımları konusunda faaliyet gösteren şirketlerden hizmet alacak adaylar, önceki seçimlerden farklı olarak, sosyal medya için de harcama yapacak. Seçimlerde adayların, afiş, broşür, poster, tanıtım kitapçığı ve kartvizitleri için basım sektöründe de hareketlilik yaşanacak. Seçimler için daha çok gönder bayrağı, sokaklara dizili olan bayraklar, tanıtım bayrakları, flama ile araç ve konvoy bayrakları üretiliyor.

TEPAV(Türkiye Ekonomik Politikaları Araştırma Vakfı) tarafından yaptırılan “81 İlin Cinsiyet Eşitliği Karnesi” çalışmasına göre, kadın erkek arasındaki eşitsizliğin en az olduğu iller İstanbul, Tunceli, Bolu, Düzce ve Eskişehir. Kadın erkek arasındaki eşitsizliğin en fazla olduğu iller Ağrı, Bitlis, Kilis, Gaziantep ve Siirt.  Kadınların en güçlü olduğu iller İstanbul, Tunceli, Tekirdağ, Ankara ve Eskişehir. Kadınların en güçsüz olduğu iller Ağrı, Bitlis, Muş, Kars ve Siirt. Kadınların siyasi katılımına il bazında baktığımızda Doğu ve Güneydoğu illeri daha aktif ve katılımcı bir tablo sergilerken Ege ve Akdeniz illerinde düşük katılım hemen göze çarpıyor. Tunceli ergen yaşta anneliğin en düşük olduğu il olarak da dikkat çekiyor. İstanbul ise ergen doğurganlık oranının en düşük olduğu 5. il. İzmir 19. sırada yer alıyor. Bu konuda en kötü karnesi olan il Nevşehir.

Deloitte tarafından üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Y Kuşağı Araştırması’ sonuçları şu şekilde: 1-Türkiye’de Y kuşağı iş hayatının varoluş sebebini önem sırasına göre istihdam, kalkınma ve kârlılık olarak sıralıyor. 2- Türkiye’deki Y kuşağına göre devletin varoluş nedeni; ekonomik refah, istihdam ve eğitim olarak sıralanıyor. 3- Dünya’da Y kuşağının iş dünyasının etik kurallara saygılı olduğunu düşünenlerin oranı % 54 iken, Türkiye’de bu oran % 39’da kalıyor. 3-Y kuşağı Türkiye’nin karşılaşacağı en önemli 5 sorunu sırasıyla; işsizlik, ülkeler arası savaş ve çatışma, gelir dağılımında eşitsizlik, kaynakların kıtlığı ve terör olarak belirtiyor. 4- Katılımcıların %68’i, inovasyonun öğrenilebilir ve tekrarlanabilir bir süreç olduğunu düşünüyor (Dünyada bu oran % 57). İnovasyonun kaynağı, dünyada iş dünyası olarak görülürken, Türkiye’de Y kuşağına göre üniversiteler ön plana çıkıyor. 5- Y kuşağı, inovasyonu destekleyen kurumlarda çalışmak istiyor. 6- Katılımcıların sadece % 40’ı çalıştığı kurumun liderlik özelliklerini geliştirmek için çaba sarf ettiğini, % 41’i ise kurumların zorluklarla mücadele etme ve yeni iş yapış biçimleri konusunda çalışanları cesaretlendirdiğini düşünüyor. 7-Araştırmaya göre genç kesimin % 63’ü kendini hayırsever olarak tanımlıyor ve bağış yapıyor.

Hazine’den ‘melek yatırımcı’ lisansı alan girişimci sayısı Aralık 2013 itibariyle 154’ü buldu.  Bu yıl lisanslı melek sayısının 250’yi bulması bekleniyor. Hedeflenen “bin melek yatırımcı” sayısına önümüzdeki birkaç yıl içinde ulaşılması bekleniyor.

İSMMMO’nun “Türkiye’nin Yaratıcı Geleceği / Y Kuşağı” adlı raporuna göre, “Y Kuşağı” diye tanımlanan 15-34 yaş grubunu oluşturan, birey odaklı ama “sorgulayıcı, yaratıcı, eğitimli, teknolojik” özelliklere sahip 25 milyonu aşkın bir kitle Türkiye’nin yarınlarına damga vurmaya hazırlanıyor. Projeksiyonlara göre, 2030 yılı itibariyle dünyada çalışan nüfusu içerisindeki en büyük yaş grubu dilimini Y Kuşağı’nın oluşturacağı belirtilerek, 2018 yılı itibariyle bir önceki nesilden daha fazla harcama gücüne sahip olacakları anımsatılıyor. 11 ülke arasında Y Kuşağı arasında en müteşebbis olanları, Türkler. Y kuşağı üyeleri arasında kendi işini kurmak isteyen Türklerin oranı % 76 ile birinci sırada yer alıyor. Onu % 65 ile Brezilya ve % 61 ile Çin izliyor. Dünya geneline bakıldığında Y kuşağının sağlıkla ilgili ürün ve hizmetlerde yüksek miktarda ödeme yaptığı ancak kıyafet ile güzellik/bakım harcamalarına ise en az miktarda ödeme ayırdığı görülüyor. Türkiye’deki Y kuşağının % 66’sı sosyal alışverişe inanıyor ve sevgilileri, arkadaşları veya aile bireyleri ile alışverişe çıkıyor. 11 ülkenin toplamında bu oran % 65. Türkiye’deki Y kuşağının % 55’i yeni trendleri en çok arkadaşlarından, % 49’u ise ailelerinden öğrendiklerini belirtiyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), küresel krizin ardından başlayan işsizlik sorununun devam ettiğini ve mevcut eğilimlerin sürmesi halinde 2018’de 215 milyon kişinin işsiz olacağını belirtti. Raporda, Türkiye’nin eğitim görmeyen ve çalışmayan gençleri ölçen NEET endeksinde hala dünyanın zirvesinde bulunan birkaç ülkeden biri olduğu, alınan eğitim yapılan iş arasındaki uyumsuzluğun yüksek olduğu ve kadınların işgücüne katılımının hala çok düşük düzeyde kaldığı yönündeki bilgilere yer verildi. Raporda gelecek döneme ilişkin yapılan projeksiyonda Türkiye’nin 2014’teki işsizliği % 10, 2015 için % 9,7 ve 2016 için % 9,6 olarak tahmin edildi.

İpsos – DÜNYA işbirliğiyle hazırlanan Hane Tüketim Endeksi’ne göre, 2013’te tüketimde % 2’lik artış oldu. Bu rakam 2013 için beklenen % 4’lük büyümenin yarısı düzeyinde. Ipsos araştırmasına göre hane tüketimindeki yıl bazındaki %  2 lik artış, üst ve üst-orta gelir gruplarından kaynaklandı. Bir başka deyişle, tüketim açısından daha talepkar ve talebi daha fazla canlandırabilecek olan alt sınıfların tüketime katılımı görece düşük kaldı. İndirim zincirlerinin perakendedeki payı artmaya devam ederek % 14’e ulaştı (mahalle marketçiliğinin yükselişi). Ulusal zincirlerin 2013 yılında pazar payı % 13, yerel zincirlerin ise % 11 olarak gerçekleşti. Her ikisi de kısmi pay kaybettiler.

Kaynak : danismend.com

Ziyaretciler

0162812
Bugün
Dün
Bu Hafta
Hafta
Bu Ay
Ay
Toplam
107
254
587
134797
2465
3422
162812

IPniz: 54.144.57.183
Server Time: 2017-11-24 16:29:52