ANA SAYFA
  • Register
поздравления с новорожденным

İş Dünyasını Neler Bekliyor?

TÜRKİYE SANAYİ DİJİTAL OLGUNLUK SEVİYESİ – TÜBİTAK’ın bin firmayla yaptığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de sanayinin dijital olgunluk seviyesi Endüstri 2.0 ile Endüstri 3.0 arasında yer alıyor. Araştırma sonuçlarına göre, firmaların yüzde 22′sinin Yeni Sanayi Devrimi arka planındaki akıllı üretim sistemleri konusunda “kapsamlı bilgiye sahip olduğu” belirlendi. Firmaların yüzde 59′unun “genel bilgi sahibi olduğu”, yüzde 19′unun “bilgisinin olmadığı” sonucuna ulaşıldı. Olgunluk seviyesi en yüksek 3 sektör, “malzeme”, “bilgisayarlar, elektronik ve optik ürünler” ve “otomotiv ve beyaz eşya yan sanayisi”nden oluşuyor. Akıllı üretim sistemleri kapsamında en çok katma değer sağlayacağı değerlendirilen teknolojiler “otomasyon ve kontrol sistemleri”, “ileri robotik sistemler”, “eklemeli imalat” olarak öne çıkıyor. Katma değerin en yüksek olacağı değerlendirilen 3 sektör ise “makine ve ekipman”, “bilgisayarlar, elektronik ve optik ürünler” ve “otomotiv ve beyaz eşya yan sanayisi” olarak gösteriliyor.

DEİK HEDEF ÜLKELER – DEİK, Türkiye’nin halihazırda güçlü olduğu Avrupa’ya da yeni yeni açılım yaptığı Afrika ve Güney Amerika gibi bölgeler bir yana bırakıldığında 5 bölgede 10 hedef ülke belirledi. Bu ülkeler; Uzakdoğu’da Çin ve Hindistan, komşularda İran ve Irak, Kuzey Amerika’da ABD ve Kanada, Orta Asya’da Kazakistan ve Özbekistan, körfezde ise Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri.

REED GLOBAL ÖNGÖRÜSÜ – Özel istihdam şirketlerinden İngiliz Reed Global’in Türkiye yetkililerine göre en çok perakende sektörü küçülüyor. Bazı yabancı zincirler çıkıyor ancak mağazaları farklı markalara devroluyor. Hızlı tüketim (FMCG) devam edecek. Büyük inşaatlar, uluslararası müteahhitlik ve projeler tarafında devam edecek. Ancak yerel inşaat işinde istihdam açısından sıkıntı olacağı, savunma sanayi, bilişim, yazılım, eğitim, telekom gibi sektörlere olan ilginin artacağı ve bilim insanlarının bugüne kadar olmadığı kadar revaçta olacağı öngörülüyor.

İLAÇ SEKTÖRÜ VE TEKNOLOJİ – İlaç sektörü uzmanlarına göre sektörde son 7-8 yıldır bir baskı var. Baktığınızda bu durum, sektörde yatırımların azalması ve yerli şirketleri global devlerin satın almasına yol açıyor. Ayrıca sağlıkta, biyoteknoloji dışında başka gelişmeler de var. Teknoloji ile sağlık daha fazla içiçe geçiyor. İlaç şirketleri  Google gibi teknoloji şirketleri ile ortak işler yapıyor. Teknoloji sağlığın çok daha fazla içinde yer alacak.

GÜMRÜK BİRLİĞİNDE GÜNCELLEŞTİRME – İktisadi Kalkınma Vakfı’na göre gümrük birliğinin güncelleştirilmesinin önümüzdeki dönemde Türkiye’yi orta gelir tuzağından kurtaracak en önemli kaldıraç olacağını düşünülüyor. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre AB ile Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesi gerçekleştirilirse ihracat yüzde 20, ithalat yüzde 23 artacak. Güncelleme yıllık büyümeye 2 puan katkı yapacak. Anlaşmanın güncelleştirilmesiyle, Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler, sanayi ve kamu alımları alanlarını kapsayacak şeklide genişlemesi ve AB’nin 3. ülkelerle imzalayacağı serbest ticaret anlaşmalarında Türkiye’nin mağdur olmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

İLETİŞİM SEKTÖRÜNDE GELECEK – İletişim sektöründe yıkıcı fikirleriyle tanınan Mark Borkowski’ye göre teknoloji yaşam biçimimizi değiştirmekten çok hızlandırdı. Bu durum iletişimciler için inanılmaz bir zorluk teşkil ediyor. Sahte haber kaynaklarının sayılarının artmasıyla, okuyucuların doğruluğu kanıtlanmış yetkili haber kaynaklarına geri dönme konusunda teşvik edileceklerine inanılıyor. Ancak bu olmayacak. Geleneksel medya, eğer hayatta kalmak istiyorsa, iş modelini radikal bir şekilde değiştirmek zorunda. Basılı haberin her zaman bir yeri olacak ama niş bir ürün olacak. Çoğunluğa ulaşmak için, haber içeriğinin paraya dönüştürülmesi konusunda daha fazla inovasyon yapılması gerekiyor. 2017 tüketicilerin sanal gerçekliğe gerçek paralar harcayacağı yıl olacak. Ayrıca sosyal medya şirketleri, içeriklerinin mülkiyetine sahip çıkmaları konusunda daha fazla baskı görecekler. Facebook ve Google’da dolaşan sahte hikayelerin artmasıyla, bu şirketlerin yanlış bilgi ve aldatmaya karşı daha ciddi bir sorumluluk alması beklentisi var.

WEF KÜRESEL RİSK RAPORU – Dünya Ekonomi Forumu 2017 Yılı Küresel Risk Raporu açıklandı. Raporun bulgularına göre önümüzdeki 10 yıl içinde küresel gelişmeleri şekillendirecek en önemli riskler ekonomik eşitsizlik, toplumsal kutuplaşma ve yoğunlaşan çevresel tehlikeler olarak sıralandı. Bir önceki dönem ilk 3 risk çevresel, kitle imha silahları ve su krizi olarak sıralanmıştı. Farklı sektörlerden 750 uzmana sorularak hazırlanan ve 140 ülkenin incelendiği raporda önümüzdeki 10 yılda krizlerin ve dalgalanmaların artmasını önlemek adına dünya liderlerinin ortak aksiyonuna ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.  Bu yıl öne çıkan en büyük 10 risk arasındaki tek ekonomik faktör işsizlik. İkinci risk ise enerji fiyatı şokları. Fiyatlarda yaşanabilecek hızlı çıkış ve düşüşlerin, enerjiye bağımlı endüstriler ve tüketiciler üzerindeki ekonomik baskıları artırabileceği belirtiliyor. Olası finans krizleri üçüncü sırada. Özellikle ülkelerin artan borç yükünün, borç ve likidite krizine yol açmasından endişe duyuluyor.

ÜLKE PARALARININ GELECEĞİ – Analistlere gelişen yakın gelecekte dünya ülke paraları arasında baskı altında kalabilecek birçok para birimi var. Özellikle Asya paralarının ve sterlinin bu yıl sert bir şekilde gerileyebileceği uyarısı yapılıyor. Özellikle Tayvan Doları ve Singapur Doları kaçınılması gereken paralar. Hindistan Rupisi’nin ve Malezya Ringiti’nin gerileyeceği öngörülüyor. Endonezya Rupisi’nin de Amerikan kağıtlarındaki değişime karşı kırılgan olduğunu hatırlatılıyor. Yılın son çeyreğinde ABD’de tahvil getirilerinin düşmesiyle paralar üzerindeki baskının hafifleyebileceği ve Hindistan Rupisi’nin yatırım yapılacak paralar arasında yer alması gerektiğini belirtiliyor. Analistlere göre sermeye çıkışının artması halinde Çin, sermaye kontrollerinin sıkılaştırılması ya da parasını dalgalanmaya bırakmak arasında seçim yapmak zorunda kalabilir. Ülkenin ihracatındaki sert düşüş de uzmanlara göre, ülkenin parasının değerinin aşağı çekilmesini tetikleyebilir.

GIDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ENDEKSİ – BCFN, The Economist Intelligence Unit işbirliği ile Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi yayınladı. Endeks, gıda sisteminin sürdürülebilirliğini beslenme, tarım ve gıda israfı olmak üzere üç temel konu temelinde değerlendiriyor. Endeks, dünya nüfusunun üçte ikisini ve gayrisafi küresel hasılanın yüzde 87’sini temsil eden 25 ülkeyi kapsıyor. Endekse göre, dünya genelinde insanların en iyi beslendiği ülke Fransa. İkinci sırada Japonya; üçüncü sırada ise Kanada geliyor. Hindistan ve Suudi Arabistan ise en büyük gıda zorluklarıyla karşı karşıya olan ülkeler. Türkiye ise genel endekste 19. sırada yer alıyor. Dünya genelinde çocuklarda obezite özellikle büyüyen bir problem olarak dikkat çekiyor. Hindistan, Nijerya ve Etiyopya ciddi beslenme sorunları yaşarken Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve ABD en yüksek obezite oranlarına ve kişi başı israf miktarlarına sahip.

HSBC DIŞ TİCARET TAHMİN RAPORU – HSBC Grubu’nun Dış Ticaret Tahmin Raporu’na göre, Türkiye’nin hizmet ihracatının yıllık yüzde 7,5 büyüme ile 2030 yılında 139 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Rapora göre; hane halkı tüketimi büyümenin lokomotifi olmaya devam ederken; politik ortam, yatırım ve ihracat potansiyeli üzerinde etkilerini sürdürecek. Raporda yurt içi tasarrufların düşük olması, istihdam ve ürün piyasalarındaki kısıtlar ve eğitim sisteminin kalitesi gibi faktörler uzun vadede Türkiye ekonomisinin önündeki zorluklar arasında yer alıyor. Raporda, işletmeler arası  ve bilişim teknolojileri hizmet ihracatlarının, küresel hizmet ticaretinde büyümenin lokomotifi olacağı tahmin edilirken, Türkiye’nin hizmet ihracatı gelirlerinde aslan payının turizm ve ulaşım sektörlerinden gelmeye devam etmesi öngörülüyor.  Rapora göre; Türkiye’nin 2030’da en çok hizmet ihraç edeceği ülkelerin sırasıyla Almanya, Çin, Birleşik Krallık, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin olacağı  tahmin ediliyor.  Raporda; Türkiye’nin gerçekleştirdiği mal ihracatında, endüstriyel makine ve taşımacılık ekipmanlarının önümüzdeki yıllarda da ön planda olmayı sürdürmesi bekleniyor. 2021-2030 arasında endüstriyel makine ve taşımacılık ekipman ihracatlarının toplam ihracat büyümesine katkısının yüzde 33’e yükseleceği ve dış ticareti domine etmeye devam edeceği öngörülüyor. Öte yandan maden üretimindeki artış ile birlikte maden ürünleri ihracatının tekstil ve ahşabın yerini alacağı ve toplam ihracat büyümesinde dördüncü en büyük sektör haline geleceği tahmin ediliyor.

ÜLKELERİN ASKERİ HARCAMALARI – Askeri konularla ilgili araştırmalarıyla bilinen Londra merkezli IHS Jane’s yıllık “Savunma Bütçeleri” raporunu yayımladı. Raporda, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin’in, savunma bütçesinin 2020’de 233 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Çin halihazırda 192 milyar dolarlık savunma harcamasıyla dünyanın iki numarası. Ancak silahlanmaya ayırdığı bütçenin yükseliş trendi 2020’de Avrupa’nın tüm büyük devletlerinin harcamalarının toplamından daha fazla olacak. Bölgenin bir diğer gücü Hindistan’da da savunma harcamaları çılgınlığı yaşanıyor. Hindistan 15 savaş uçağı ve 6 denizaltı siparişi verdi. Narenda Modi hükümeti bu yıl silahlanmaya harcadığı 50 milyar dolarla Suudi Arabistan ve Rusya’nın önünde ilk beşte yer aldı. Geçmiş yıllarda savunma harcamalarıyla öne çıkan Suudi Arabistan ve Rusya’nın bu yılki silahlanmaya ayırdığı payda bir gerileme yaşandı. Harcamaların düşmesindeki en büyük etken olarak başta ham petrol olmak üzere enerji fiyatlarının çok düşük seyretmesi gösteriliyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 622 milyar dolarla, 2016 yılında savunmaya en fazla harcama yapan ülkeler arasında birincilik koltuğunu yine kimseye kaptırmadı. Bu küresel savunma harcamalarının yüzde 40’ına karşılık geliyor.

HP ÖNGÖRÜSÜ – HP uzmanları, yakın gelecekte oyun pazarının birçok üretici için en öncelikli alanlardan biri olacağını düşünüyor. 2018 yılı itibarıyla PC gelirlerinin yüzde 30’unun oyun bilgisayarlarından geleceğini tahmin ediyor. Tüm bunlara ek olarak, e-sporun da giderek yaygınlaştığını hem Türkiye hem de dünyada popülerliğini giderek artan bir alan olarak görüyor. HP aynı zamanda, iş yaşamı ile özel yaşam arasındaki ayrımın günden güne belirsizleştiğini düşünerek, bu trendi ‘Tek Yaşam’ adı altında yorumluyor. Pazardaki değişimlere de bakarak, tabletlerin son dönemde giderek kullanımından vazgeçilen ürünler olduğunu, yerini ise hem bir tablet, hem bilgisayar, hem akıllı telefon olarak kullanılabilen ‘phablet’ adı verilen ürünlerin aldığını düşünüyor.

SU KAYNAKLARININ GELECEĞİ – Doğal sermayenin korunmasına odaklanan sivil toplum kuruluşu Carbon Disclosure Project  CDP’nin, su kaynakları konusunda özel sektörü harekete geçirmeyi amaçladığı Su Programı’nın 2016 sonuçları açıkladı. (CDP) analizlerine göre kurumların suya erişim ve kullanım haklarının yönetiminde gerekli değişiklikler bir an önce yapılmadığı takdirde, 2050 yılı itibarıyla küresel ekonominin 63 trilyon dolarlık kısmının tehlikeye girmesi bekleniyor. Bu rakam 2050 yılında ulaşılacak toplam GSMH’nın yüzde 45’ine, bir başka ifadeyle şu anki dünya ekonomisinin 1.5 katına karşılık geliyor. Aynı dönemde büyüyen nüfusun ihtiyacını karşılamak için gerekli olan su altyapı yatırımı için de ortalama 8 trilyon dolar yatırıma ihtiyaç duyulacak. Küresel Su Raporu’na göre dünyada toplamda 24 şirket, su yönetimine yaklaşımlarından ötürü liderliklerini kanıtlayarak CDP Su A Listesi’ne girmeye hak kazandı. Bu listede henüz Türkiye’den bir şirket bulunmuyor.

CILIZ BÜYÜME – The Economist tarafından yayınlanan The World in 2017’de (2017’de Dünya) küresel ekonominin hız kazanmakta zorlanacağı ve dünya ekonomisinde yeni normalin ‘cılız büyüme ‘ olduğu yorumu yapıldı. Dergiye göre yeni yılda ekonomiyi şekillendirecek unsurların başında politik gelişmeler gelecek. 2008 krizinden sonra beklenen ancak bir türlü gelmeyen güçlü büyüme Economic Intelligence Unit’a göre 2017’de de yaşanmayacak. Satın alma gücü paritesine göre ise 2017’de büyüme beklentisi yüzde 3.4. 2017’de en hızlı büyüme yüzde 5.2 ile Asya’da gerçekleşecek. Sahra Altı Afrika yüzde 3.0, Ortadoğu ve Kuzey Afrika yüzde 2.8 ile Asya’yı takip edecek. Kuzey Amerika’da yüzde 2.3, Doğu Avrupa’da yüzde 1.9, Latin Amerika’da yüzde 1.7 ve Batı Amerika’da yüzde 1.1 büyüme bekleniyor. ABD gelecek yıl yüzde 2.5 büyümeyi aşamayacak. Euro Bölgesi’nde altı yıldır büyüme yüzde 2’nin altında kalırken, İngiltere’de ekonominin sadece yüzde 1.4 büyüyeceği tahminleri yapılıyor. Japonya yüzde 1’e bile ulaşamayacak. Borç yükü altında ezilmeye başlayan ve konut sektöründeki yavaşlama iyice hissedilen Çin’de 2017’de ekonominin yüzde 6.0 genişlemesi beklenirken, gelecek yıl büyüme ani bir frenle yüzde 4’e inebilir. Dünyanın ağırtopları arasında sadece Hindistan’ın yüzde 7.5’lik sağlam bir performans göstermesi bekleniyor. İki yıl süren resesyondan sonra Rusya yeniden büyümeye geçecek. Finans kuruluşlarının Türkiye için 2017 yılı büyüme tahminleri yüzde 2.6 ile 3.3 arasında değişirken, The Economist Türkiye için iyimser tahminde bulunanlar arasında. Dergiye göre Türkiye ekonomisi gelecek yıl yüzde 3.3 büyüyecek. IMF, Türkiye’nin 2017’de yüzde 3.0, Morgan Stanley yüzde 2.6 büyüyeceğini öngörüyor.

BÜYÜME POTANSİYELİ OLAN ÜLKELER – The Economist’e göre 2017’de not edilmesi gereken en önemli pazarlardan biri İran olacak. The Economist, tıpkı Çin’de olduğu gibi İran’da da endüstriyel yatırımların büyümenin anahtarı olabileceğini kaydediyor. Ülkenin otomotiv, ilaç, turizm, gıda ve halıcılık sektörlerindeki gelişmeye dikkat çeken dergi, Avrupa ve yeni Asya arasındaki ticari bağları güçlendirenlerin bundan zararlı çıkmayacağı yorumunu yapıyor. İç savaşla çöküşün eşiğine gelen Yemen, barışın sağlanması halinde gelecek yıl yüzde 9.0 ile dünyanın en hızlı büyüme potansiyeline sahip. İkinci sırada sivil ve eskeri güçlerin anlaşmaya varmasının ardından ekonomisi rahatlayan Myanmar geliyor. Bu ülkenin yüzde 8.6 büyüme yakalayacağı tahmin ediliyor. Siyasi istikrarın sağlandığı ve yabancı yatırımların teşvik edildiği Fildişi Sahilleri yüzde 8.3 ile bu ülkeleri takip ediyor. Mineral ihracatının verdiği destekle Moğolistan’ın yüzde7.8, altyapı yatırımlarının desteklediği Laos’un yüzde 7.6 büyümesi öngörülüyor. Dünyanın başlıca ekonomileri arasında büyümenin yıldızları arasında girmeyi başaran tek ülke, piyasa reformları sayesinde yüzde 7.5 ile Hindistan oldu. Gana’nın da aynı oranda büyümesi bekleniyor. Listedeki diğer ülkeler yüzde 7.2 ile Kamboçya, yüzde 6.8 ile Bhutan ve Cibuti.

İSTANBUL KONGRE TURİZMİ – Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) raporuna göre dünya kongre turizmi sıralamasında İstanbul 6′ncı sıradan 8′inci sıraya geriledi. İstanbul, bu yıl yaşanan terör olayları nedeniyle daha yılın ilk 2 ayında 10 uluslararası kongreyi kaybetti. Bu yıl için onaylanan 86 kongreden 32′si iptal edildi ve 35 bin 450 katılımcı kaybedildi. Yaklaşık bin 550 katılımcılı 4 kongre ertelendi. Bunun yanında 19 bin 900 katılımcılı 97 kurumsal toplantı iptal edildi. Önümüzdeki yıl da parlak görünmüyor. Şimdiden, planlanan 7 bin katılımcılı 3 kongre iptal edildi ve bin 500 katılımcılı bir kongre de ertelendi. 2018′de ise 2 bin 800 katılımcılı 2 kongre ve ayrıca önemli kongrelerden biri olan 5 bin 000 katılımcılı Avrupa İmmünoloji Kongresi de iptal edildi. TÜİK verilerine göre de Türkiye’ye iş amaçlı, yani konferans, toplantı ve görev nedeniyle yapılan ziyaretler azaldı. 2014′te sadece iş amaçlı Türkiye ziyareti yapan kişi sayısı 2 milyon 315 bin 225 iken bu rakam 2015′te 2 milyon 212 bin 327′ye düştü. Uluslararası Kongre ve Konvansiyon Birliği (ICCA) istatistiklerine göre Türkiye’de yapılan kongre sayısı 2013 yılında zirveyi gördü ve o yıl 221 kongre yapıldı. 2015′te, 211 kongre ile dünya 18′inciliği korudu.

AVRUPA GAYRIMENKUL TRENDLERİ – Urban Land Institute (ULI)ve PWC tarafından hazırlanan ‘Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa 2017 Raporu’nun sonuçları açıklandı. 30 ülkeyi kapsayan rapora göre ‘Emlak Yatırımları Bakımından En İyi 20 Avrupa Şehri’ arasında Alman şehirleri öne çıktı. Listede ilk beşe Almanya’dan 4 şehir girerken, Londra ve İstanbul kan kaybeden şehirler arasında yer aldı. Londra, Eylül 2016′nın sonuna kadar 12 ay boyunca 31 milyar euroluk sermaye girişiyle Avrupa’nın en önemli küresel sermaye merkezi olmaya devam ederken, yatırım ve geliştirme potansiyeli açısından Gelişen Trendler Avrupa Şehir Sıralaması’nda 11′inciden (2016) 27′nci basamağa (2017) geriledi. Geçen yıl listede 14′üncü sırada olan İstanbul ise bu yıl 28′inciliğe indi.

TÜRKİYE BANKA HESAPLARI – Ekim 2016 itibarıyla Türkiye’de hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası olan mudi sayısı 100 bin 974 kişi oldu. Bu mudilerin banka hesaplarındaki tutar 656 milyar 328 milyon lira olarak kaydedilirken, yurt içi yerleşik mudilerin bankalardaki toplam mevduatı ise 1 trilyon 271 milyar lira oldu. Buna göre bankalardaki paraların yarısının milyonerlerin olduğu görüldü. Geçen yılın aralık sonu itibarıyla bakıldığında, hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası bulunan mudi sayısı 93 bin 8 iken, bu kişilerin hesaplarındaki tutar ise 594 milyar 661,1 milyon lira olarak gerçekleşmişti. Böylece milyoner sayısı bu yılın ekim ayında 2015 sonuna kıyasla 7 bin 966 kişi daha artarken, söz konusu kişilerin banka hesaplarındaki tutar da 61 milyar 667 milyon lira yükseliş kaydetti.

BM KÜRESEL İNSANİ YARDIM PLANI – Birleşmiş Milletler (BM) tarihinin en büyük yardım çağrısında bulunarak, gelecek yıl dünya genelinde acil yardım ve korumaya muhtaç 92.8 milyon insana ulaşabilmek için 22.2 milyar dolar yardıma ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. BM 2017 Küresel İnsani Yardım Planı raporunda, dünya genelinde 128.6 milyondan fazla insani yardıma muhtaç kişinin olduğuna işaret edilerek gelecek yıl, Suriye, Irak, Güney Sudan, Yemen ve Nijerya başta olmak üzere 33 ülkede acil yardıma ihtiyaç duyan insanlara ulaşılmasının hedeflendiği belirtildi. BM, 22,2 milyar doların 8.1 milyar dolarını yani dünya genelindeki toplam yardımların yaklaşık üçte birini Suriyeliler için kullanmayı planlıyor. Bu yıl insani yardımlar için 11.4 milyar dolar toplandığını ancak 10.7 milyar dolar fon açığı ile karşı karşıya kalındığı ifade edilen raporda, dünya genelinde yaşanan çatışmalara siyasi çözüm bulunamadığı için insani yardımlara ihtiyacın her geçen gün arttığı bildirildi.

E-LEARNING TRENDLERİ – Uluslararası e-öğrenme firması Docebo’nun her sene gerçekleştirdiği 2017 E-Learning Trends Raporu’na göre e-öğrenme sektöründeki ve dünya genelindeki trendlerde sosyal medya ve mobilleşmenin etkisi hissediliyor. 2016 itibariyle 31 milyar dolarlık bir hacme ulaşan kurumsal e-öğrenme pazarının 2016-2020 döneminde %11,41 büyümesi bekleniyor. E-öğrenme alanındaki yenilikçi çözümlerin odaklandığı dört teknoloji başlığı şu şekilde: sosyal medya, mobilleşme, analitik ve bulut bilişim. Ancak 2016-2021 döneminde oyun bazlı öğrenme, oyunlaştırma ve giyilebilir teknolojilerin e-öğrenme alanında çığır açan değişiklikler yaratması bekleniyor.

TRENDWATCHING – Uluslararası tüketici trendlerini izleyen Trendwatching, her yıl olduğu gibi bu yıl da 2017’deki beklentilerini açıkladı. Trendwatching”in açıkladığı 2017’nin en öneml beş tüketici trendi; “Ayrı dünyalar”, “Sanal deneyim ekonomisi”, “Gizlenen bireyler”, “Kapasite yakalamak” ve “Büyük birader markalar”.

PARASAL GENİŞLEMENİN SONU – ABD merkezli küresel yatırım bankası Bank of America Merrill Lynch (BAML), bu yıl için hazırladığı “Ekonomik Görünüm” başlıklı raporunda, 2017’de yaklaşık on yıl boyunca süren parasal genişlemenin sona ereceğini öngörüyor. Banka tarafından yayımlanan rapora göre, faizleri tarihi düşük seviyelere çeken ve finansal varlık alımları bu yıl 25 trilyon doları aşarak rekor kıran merkez bankalarının silahları artık tükendi. BAML, bundan sonra zayıf büyüme pençesindeki dünya ekonomisine yönelik herhangi bir teşvikin hükümetler kanadından geleceğini ve gelir dağılımında ‘eşitsizlikle savaşta’ mali politikaların belirleyici olacağını belirtiyor.

RANDSTAD ÖNGÖRÜSÜ – Uluslararası Özel İstihdam Büroları Başkanı ve Randstad Holding Global Direktörü Annemarie Muntz gelecek hakkında önemli bilgiler paylaştı. 1970’lerde hızlı üretim için elektronik kullanıma, günümüzde ise siber-fiziksel sistemlerin kullanımına dayanan bir endüstriyel değişimin sözkonusu olduğunu belirten Muntz, “Bilgi iletişim teknolojileri halen Türkiye’de tamamen kullanılmıyor. Yakın bir gelecekte kullanımı büyük ölçüde artış gösterecek ve teknolojik alanda gelişmiş eleman ihtiyacı doğacak. Küresel rekabet daha da büyüyecek ve reaksiyonun daha hızlı olduğu bir iş yaşamı bizi bekliyor olacak. Yeteneğin daha ön planda olduğu yeni meslek grupları ve yeni iş alanları doğacak” ifadelerini kullandı. Şirketlerin hali hazırda zaten çok çeşitli yeni işgücü ilişkileri kullandığına dikkat çeken Muntz, “Teknolojinin hızla gelişmesi, ileri teknoloji bölgelerinde istihdamı arttıracak birçok yeni iş yaratacak. Yeşil enerji, biyoteknoloji gibi yeni alanların doğacak olması, bu sektörlerde istihdam edilecek yeni meslek gruplarını ortaya çıkaracak. Dijital çağın doğal bir sonucu da iş değişikliği yapmanın giderek daha kolaylaşacak olmasıdır” dedi.

İL BAZINDA REKABET ENDEKS RAPORU – Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) tarafından ilki 2009 yılında açıklanan ve 81 ilin rekabet güçlerini değerlendiren ‘İl Bazında Rekabet Endeksi Raporu’, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) işbirliğinde daha gelişmiş bir veri seti ve metodoloji ile güncellendi. 2008 ve 2014 yılı sonuçlarını karşılaştıran rapordaki genel endekse göre en rekabetçi il 100 puanla İstanbul olurken, Ankara 79 puanla ikinci, İzmir 57 puanla üçüncü sırada yer aldı. Rekabet gücü en düşük son üç il ise 6 puanla Şanlıurfa, 3 puanla Muş ve 2 puanla Şırnak oldu. En rekabetçi ilk otuz şehir arasında Trabzon, Rize ve Artvin’deki yükseliş dikkat çekerken; Zonguldak, Mersin ve Adana ilk otuz içinde en hızlı rekabet gücü kaybeden şehirler oldu. Karşılaştırmada, iller arasındaki genel rekabet eşitsizliğinde sınırlı da olsa bir iyileşme olduğu göze çarparken, en yüksek endeks değerini alan İstanbul ile Türkiye geneli arasındaki farkın aynı yıllar arasında ekonomik rekabetçiliği ölçen alt endekslerde açıldığı tespit edildi.

KÜRESEL KONUT SEKTÖRÜNDE ALARM – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) küresel konut piyasasının alarm verdiği uyarısı yaptı. OECD’nin yaptığı araştırmada İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Avusturya, İsveç fiyatların aşırı yüksek olduğu ve buna rağmen yükselmeye devam ettiği ülkeler olarak sıralanıyor. Fiyatların normalin üzerine çıktığı ancak düşmekte olduğu ülkelere örnek olarak Hollanda, Finlandiya, Norveç ve Belçika gösteriliyor. Almanya’da fiyatların değerinin altında olduğu ancak yükselmeye başladığı belirtilirken, fiyatların düşük olduğu ve düşmeye devam ettiği ülkeler Portekiz, Yunanistan, Japonya ve Güney Kore olarak sıralanıyor. ABD’De son iki yıldır fiyatların artmakta olduğu belirtilirken, İtalya ve İspanya’da fiyatların hızlı bir düşüş grafiği çizdiği ifade ediliyor. Benzer bir uyarısı daha önce İsviçreli finans kuruluşu UBS de yapmıştı. UBS’in 2016 Küresel Emlak Balonu Endeksi’ne göre son beş yılda emlak fiyatlarındaki artış sonucu balon oluşma riskinin en yüksek olduğu şehirler Vancouver, Londra ve Stockholm olarak sıralanıyor. Sidney, Münih ve Hong Kong’un da aşırı değerlemelerle karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. UBS’e göre, balon oluşumu riskinin en yüksek olduğu ülkelerde emlak fiyatları 2011 yılından beri hemen hemen ortalama yüzde 50 oranında artış kaydetti. Oysa aynı dönemde diğer finans merkezlerinde bu artış oranı yüzde 15’ten de daha düşük oldu.

YÜKSELEN PAZARLAR – Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Ocak-Kasım 2016 dönemi ülkelere göre sektörel ihracat rakamlarına bakıldığında, İran bu yıl yüzde 225 ihracat artış oranıyla yükselen pazar konumuna geldi. Bulgaristan yüzde 284, Endonezya yüzde 174, Azerbaycan-Nahçivan yüzde 52; Hırvatistan yüzde 46.7; Güney Kore yüzde 23.5; İsrail yüzde 21.6 ve Suudi Arabistan yüzde 11 ihracat artış oranıyla olumlu gelişmeler kaydedilen pazarlar olarak öne çıktı.

YENİ TÜRLERİN KEŞFİ – California Bilimler Akademisine bağlı Biyoçeşitlilik, Bilim ve Sürdürülebilirlik Enstitüsü, yeni türlerin keşfine ilişkin yıllık raporunda 2016′da canlı sınıflandırmalarına 133 yeni türün eklendiğini bildirdi. Yeni türler arasında 43 karınca, 36 böcek, 23 balık, yedi deniz yumuşakçası, dört örümcek, altı bitki, fosil halde bulunan beş kirpi ve bir kum doları, bir sinek, bir kum yosunu, bir mercan, bir vatoz, bir yılan balığı, bir köpek balığı, bir Afrika kertenkelesi ve yeni bir kuş virüsünün olduğu bildirildi. Keşifler arasında yer alan pembe ve sarı renkteki parlak bir balık olan “Grammatonotus brianne”, insanoğlunun deniz altında yaptığı en derindeki keşif olarak tarihe geçti.

YEŞİL BİNA SEKTÖRÜ – USGBC (Amerikan Yeşil Binalar Konseyi) tarafından yapılan açıklamada, dünyada en yaygın ve tanınan yeşil bina sertifika sistemi olan LEED sertifikası alan ilk 10 ülke arasında Türkiye’nin 8. olduğunu açıkladı. İlk 10 ülke listesi, ABD dışında, dünyada sürdürülebilir bina tasarım, yapım ve işletmesi alanında önemli gelişmeler elde eden ve LEED sertifikalı yeşil binalara uluslararası talebin artmaya devam ettiği ülkeleri öne çıkarıyor. Şu anda LEED (Enerji ve Çevre konusunda Tasarım Liderliği) programında 82 binden fazla proje küresel olarak 1.4 milyar m2 yapılı alan ve 112 bin LEED Homes sertifikası almış konut yeralıyor. Dünyanın 162′den fazla ülkesinde her gün 170 bin m2 yapılı alan LEED Sertifikası alıyor. Artan yeşil bina talebi ile pazarın trilyon dolarlık bir endüstriye dönüştürmüş olduğunu ortaya koyan araştırma, bu gelişime koşut olarak yeşil bina yapı malzemeleri pazarının da 2019 yılında 234 milyar dolar seviyelerine ulaşması bekleniyor

OTOBÜS VE UÇAK BİLETLERİ RAPORU – Otobüs bileti satışında önemli bir veri tabanına sahip Biletall, 2016′da ülke genelinde satışı gerçekleştirilen otobüs ve uçak bileti rakamlarının yer aldığı raporu yayınladı. Buna göre, Türkiye genelinde 2016′da şehirlerarası otobüsleri kullanan yolcu sayısı 2015′e kıyasla yüzde 5 azaldı, seferlerdeki doluluk oranı ise yüzde 70′lerde kaldı. Özellikle uzun bayram tatillerinin etkisiyle karayolu ulaşımında 190 milyon bilet satıldı. Kasım sonu itibariyle havayolu ulaşımında ise transit yolcularla birlikte 161 milyon 874 bin 998 adet uçak bileti satıldı. Son iki yıldaki ortalama otobüs bileti fiyatı ise 45 TL olarak açıklandı. Sonuçları değerlendiren Biletall, havayolu firmalarının yük taşımada koyduğu sınırların özellikle Doğu ve Güneydoğu illerindeki yolcuları karayolunu tercih etmeye yönlendirdiğini ve promosyonlu uçak biletleri nedeniyle şehirlerarası otobüs yolcu sayısının önceki yılın altında kaldığını söyledi.

AVRUPA HANE HALKI FİNANS VE TÜKETİM RAPORU – Avrupa Merkez Bankası ECB, Hane Halkı Finans ve Tüketim Anketi’nin sonuçlarını yayınladı. 18 Euro ülkesi ile Polonya ile Macaristan’da 84 bin ailenin katılımıyla yapılan anket sonuçları, büyük finans krizinin birçok Avrupalıyı olumsuz yönde etkilemeye devam ettiğini ve hükümetlerin serveti halkın arasında daha çok yaymaya ya da refahı artırmaya yönelik çabalarının yetersiz kaldığına işaret ediyor. Anketteki bulgulara göre servet dağılımının tepesine bakıldığında; hane halkının en zengin yüzde 10’luk kesimi toplam servetin yüzde 51.2’sini elinde tutuyor. En dipte ise hane halkının yüzde 5’lik kesimde ‘negatif servet’ bulunuyor yani bu kesimin borcu elindeki paradan fazla. ECB’nin araştırmasına göre Avrupalıların önemli bir bölümünün zenginliğini çoğunlukla gayrimenkul oluşturuyor. Ancak en yakın verilerin bulunduğu 2010-2014 yılların kapsayan araştırma döneminde sahip olunan gayrimenkulün değerinde medyan olarak yüzde 12 kayıp meydana geldiği ifade ediliyor. Eğitim durumu arttıkça servetin arttığı da araştırmadaki bir diğer tespit. Sadece ilkokul eğitimi olan 54- 54 yaş arasındaki kişilerin serveti 20 bin euro civarında olurken, aynı yaş grubunda lisans ve lisansüstü eğitim seviyesindekilerde servet 50 bin euronun üzerine çıkıyor.

TOPTANCI PİYASALARI – Toptancı piyasalarda yıllık bazda fiyatı en çok artan ürün çinko, en çok düşen ürün ise kuru üzüm oldu. Endekste yer alan 20 üründen 15′inin fiyatı artarken 5′inin ise düştü. 2015-2016 Aralık döneminde fiyat artışında çinkodan sonra ikinci sırada %86.6 ile kauçuk, üçüncü sırada ise %72.3 ile kalay yer aldı. Endeks kapsamına giren diğer ürünlerde ise; kurşunda %55.2, bakırda %33.3, pikdemirde %32.4, pamukta %28.1, mazotta %26.5, kerestede %17.9, buğdayda %11.5, kurufasulyede %10.7, tenekede %10.3, putrelde %8.9, çimentoda %2.2, şekerde %1.5, pmukipliğinde binde 3 ve pirinçte de binde 1 fiyat artışı gerçekleşti. Son bir yılda fiyatı düşen ürünler ve oranları ise şunlar; Sığıretinde binde 2, fındıkta %12.3, kuru üzümde yüzde 28.3.

OTOMOTİV MARKALARI ARAŞTIRMASI – Uluslararası alanda otomotiv, elektronik, sağlık, gıda, giyim gibi farklı sektörlerde marka analizi yapan YNY Associates Incorporation, 2016 yılı otomotiv markaları Türkiye araştırmasını yayımladı. Çalışmada, en fazla beğenilen otomobil markaları Mercedes, BMW ve Audi olarak sıralanırken, en fazla satılan markaların Renault, Volkswagen ve Opel olduğu kaydedildi. En fazla satılan markaların beğeni sıralarında alt sıralarda kaldığı gözlendi. Beğeni ile satış miktarları açısından birbirine yaklaşan marka ise Ford oldu. Ford, hem marka hem de satış sıralamasında 7’nciliği aldı. Türkiye’de en çok satan otomobil markası Renault, marka gücü ve büyüme indeksinin ancak 9’uncu sırasında yer bulabildi. Yüksek iç piyasa satış rakamlarında 3’üncü olan Opel ile 4’üncü olan Fiat ise, marka gücü ve büyüme indeksinin ilk 10 sırasına dahi giremedi. Mercedes Benz ürün çeşitliliği, marka imajı, yüksek fiyat, pazar tesiri, müşteri altyapısı ve aktif katılım gibi marka etkisi ve büyüme indeksinde 20 otomobil markası içerisinde en yüksek puanı aldı. Buna karşılık Türkiye satışları oldukça yüksek seviyelerde bulunan Dacia, Citroen ve KIA en düşük puanı alan 3 marka oldu. Aynı şekilde iç satışlarda Türkiye’de ilk 5’e giren Hyundai ile son dönemde Türkiye pazarına ağırlık veren Skoda ve Peugeot gibi markaların listede ilk 10’a girememeleri dikkat çekti.

İNŞAAT MALZEMELERİ SEKTÖRÜ – Yıllık iç pazar hacmi 12,2 milyar TL’ye erişen inşaat malzemeleri sektörü için, Tesisat ve İnşaat Malzemecileri Federasyonu (TİMFED), sektörün yakın geleceğine ışık tutacak TİMFED Sektör Araştırma Raporu’nu açıkladı. Rapora göre özellikle kentsel dönüşümden dolayı sektörün büyümesine devam edeceği kaydedilirken 2017 büyümesinin ise yüzde 7.5 olması bekleniyor. Raporda sektörün 5-6 yıl içinde canlanacak yakın pazarlardaki inşaat sektörü için de hazırlıklı olması gerektiğine dikkat çekildi. Raporda; 2012′de büyüme oranı yüzde 0.6 olan inşaat sektöründe, bu oranın 2017′de yüzde 3.5′a çıkacağı öngörülüyor. Konut satışlarına bakıldığında, 2012′de yüzde -1 olan daire satışının 2013′te hızlı bir artışla yüzde 64.9′a ulaştığı görülüyor. 2016′da bu rakamın yüzde 3.8′de kalacağı kaydediliyor. Bölgesel dağılımlara bakıldığından nüfusun büyük bölümünün yaşadığı Marmara Bölgesi’nde 2017′de 479 bin 452 adet daire satışının gerçekleştirileceği, Marmara Bölgesi’ni 395 bin adet konut yapımıyla İç Anadolu Bölgesi’nin izleyeceği öngörülüyor.

TÜRKİYE AİLE YAPISI ARAŞTIRMASI – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı işbirliğiyle yürütülen, 2016 yılında Aile Yapısı Araştırması’na göre Türkiye genelinde en fazla boşanma nedeni %50,9 ile her iki cinsiyet için de sorumsuz ve ilgisiz davranma oldu. Bu oran, kadınlar için %61,5, erkekler için ise %40,2 oldu. Kadınlar için sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri %42,6 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama oldu. Erkekler için sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri ise %24,5 ile eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması ve %24 ile eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması oldu. Araştırmaya göre evlilik deneyimi olan bireylerin eş seçimini nasıl yaptıkları incelendiğinde de ülke genelinde ilk evliliklerin %47,8′inin görücü usulü ve kendi rızası ile gerçekleştiği olumlu sonucu da görüldü. Araştırmanın diğer sonuçlarına göre hane halkları en fazla hafta sonu akşam yemeğinde bir araya geldi, ilk evliliklerin %37,5′i 20-24 yaş aralığında gerçekleşti, erkekler için en uygun ilk evlenme yaşı %53,9 ile 25-29 olarak belirtildi, hem resmi hem de dini nikâhı olanların oranı %97,1 olarak tespit edildi, eşler en fazla ev ile ilgili sorumluluklar konusunda sorun yaşadı, bireylerin %31,4′ü istediği ideal çocuk sayısının 3 olduğunu belirtti.

ETKİSİZ – GEREKSİZ SAĞLIK HARCAMALARI – OECD yayınladığı Etkisiz-Gereksiz Sağlık Harcamalarıyla Mücadele başlıklı çalışmada, ülkelerin büyük kısmında sağlığa hiçbir katkı sağlamayan harcamalar bulunduğu, bu durumun sağlık alanındaki gelişmeleri de sınırladığı kaydedildi. Veri toplanabilen ülkelere yönelik yapılan çalışmada, mevcut sağlık bütçelerinin yüzde 20’sinin bu nedenle savurganca harcandığı vurgulandı. Çalışmada bu savurganlığın önüne geçilmesinin sadece tasarruf sağlamayacağı, aynı zamanda hiçbir işe yaramayan uygulamaların ortadan kaldırılmasıyla insanlara daha iyi sonuç veren sağlık hizmeti sunulacağı kaydedildi. Gereksiz sağlık harcamaları içinde, OECD ülkelerinde her 10 hastadan birinin önlenebilir hastane enfeksiyonları ve tedavi hataları nedeniyle ayrıca sağlık giderine neden olduğu belirlendi. Bu tür önlenebilir hastalık ve hataların ilave maliyet yükünün hastanedeki tedaviye yönelik toplam harcamaların yüzde 10’u düzeyinde olduğu kaydedildi.

PWC KÜRESEL CEO ARAŞTIRMASI  - PwC 20. Yıllık Küresel CEO Araştırması’na göre, dünyada CEO’lar geleceğe güvenle bakarken, Türk CEO’lar çoğunlukla ekonomik büyümeden umutsuz. Buna rağmen araştırma, TÜRK CEO’ların şirketlerini büyüteceklerine inançlarını da ortaya koydu. Aralarında Türkiye’den 33 CEO’nun da olduğu 79 ülkeden 1.379 CEO araştırmaya katıldı. Küresel ölçekte CEO’ların geleceğe bakışını ortaya koyan araştırmadan bazı sonuçlar satır başlarıyla şöyle: CEO’ların yüzde 29’u küresel ekonomik büyümede 2017 yılında toparlanma olacağına inanıyor. CEO’ların yüzde 38’inin önümüzdeki 12 ayda şirketleri için büyüme beklentileri oldukça yüksek. CEO’lar en çok yüzde 82 ile ekonomik belirsizlik, yüzde 80 ile aşırı mevzuat düzenlemeleri ve yüzde 77 oranında yetenekli işgücüne erişim konularında kaygı yaşıyorlar. Yerli ekonomiyi koruma konusundaki endişeler de artıyor. CEO’ların yüzde 59’u için yerli ekonomiyi koruma tedbirleri endişe kaynağı. CEO’ların yüzde 41’inin 2017 yılı planları için de yeni bir birleşme ve satın alma var. 2017 yılı yatırımlarında CEO’lar için öne çıkan ülkeler ABD, Almanya ve İngiltere olurken, Brezilya, Hindistan, Rusya ve Arjantin’e yatırım istekliliğindeki azalma dikkat çekiyor. CEO’lar büyümede artış olmasını bekledikleri ilk 5 ülkeyi de ABD, Çin, Almanya, İngiltere ve Japonya olarak sıraladılar. CEO’ların yarısından fazlası (yüzde 52) önümüzdeki bir yılda çalışan sayısını artırmayı planlanıyor. İşe alım planlarında yüzde 63 ile İngiltere, yüzde 60 ile Çin, yüzde 67 ile Hindistan öne çıkıyor. Sektör bazında istihdamını artıracağını belirten CEO’lar ise varlık yönetimi, sağlık ve teknoloji sektöründeki isimler…

TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ  ÇEK RAPORU – Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi, Aralık ayı çek raporuna göre geçen yılın ocak-aralık döneminde, bankalara ibraz edilen çeklerin sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 düşüşle 21,2 milyon adet olarak gerçekleşti. Bu çeklerin parasal tutarı yüzde 5 artışla toplam 706 milyar TLye ulaştı. Aynı dönemde, parasal tutarı 27,4 milyar TL olan 778 bin adet çek için karşılıksız işlemi yapıldı. Bir önceki yıla göre karşılıksız çeklerin adedinde yüzde 0,3 ve tutarında yüzde 0,5 artış yaşandı. 2016da karşılıksız işlemi yapılan çeklerin bankalara ibraz edilen çeklere oranı, adet bazında bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,3 puanlık artışla yüzde 3,7 ve tutar bazında 0,2 puanlık azalışla yüzde 3,9 olarak gerçekleşti. Karşılıksız işlemi yapılan çek tutarı ve adedinin en fazla olduğu 5 il, sırasıyla İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir ve Bursa oldu. Tutar olarak, karşılıksız işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere oranının en yüksek olduğu iller ise yüzde 9 ile Bilecik, yüzde 8,3 ile Ardahan, yüzde 7,8 ile Hakkari, yüzde 7,7 ile Iğdır ve Kırıkkale oldu. Tutar olarak karşılıksız işlemi yapılan çeklerin ibraz edilen çeklere oranının en düşük olduğu iller Karabük, Edirne ve Çorum olarak kayıtlara geçti.

WOMEN MATTER TÜRKİYE 2016 RAPORU – McKinsey & Company’nin Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) iş birliğiyle gerçekleştirdiği Women Matter Türkiye 2016 raporuna göre Türkiye, kadın iş gücüne katılım oranını yüzde 30′dan yüzde 63′e yükseltmesi halinde GSYİH’sını 2025 yılında yüzde 20 arttırma potansiyeline sahip. Türkiye, World Economic Forumun her sene yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitliği Endeksinde 2016 yılında 144 ülke içinde 130′uncu sırada yer alıyor. Türkiye aynı zamanda OECD ülkeleri arasında kadının iş gücüne katılım oranı en düşük olan ülke. Rapor, liderlik seviyesinde çeşitliliğin ve kadın çalışan oranının artmasının kurumsal performansı artırdığına işaret ediyor. Rapora göre ülke genelindeki düşük kadın işgücü katılımına rağmen Türkiye’deki lider şirketlerde kadın temsil oranı, uluslararası oranların biraz aşağısında yer alıyor. Türkiye’nin lider şirketlerinde kadınlar toplam çalışanların yüzde 41′ini oluşturuyor. Bu oranın göreceli yüksek olmasında finans sektörünün etkisinin büyük olduğu dile getiriliyor. Rapora göre çalışan kadın oranı üst düzey yönetime çıktıkça azalıyor. Kadınların genel temsil oranı yüzde 41 iken, üst düzey yöneticilerde bu oran yüzde 25′e, genel müdür düzeyinde ise yüzde 15′e düşüyor. Üst düzey yönetimdeki kadın oranına bakıldığında, Türkiye, diğer ülkelere oranla daha yüksek kadın temsiline sahip. Bu oran Asya’da yüzde 8, Latin Amerika’da yüzde 8, ABD’de yüzde 17, Avrupa’da ise yüzde 20. Üst düzey yönetimdeki kadın liderlerin yüzde 60′ı insan kaynakları, kurumsal iletişim, hukuk gibi destek fonksiyonlarının başında bulunuyor.

ŞİRKET SATINALMALARI – Uzmanlara göre yabancıların Türkiye’den şirket alımı ve ortaklıklarda iki unsur dikkat çekiyor. Birincisi, önemli bir azalma var; ikincisi de Uzakdoğulu ve Körfez yatırımcıları görece daha öne çıkıyor. Rekabet Kurulu raporlarına göre 2015’te “yabancı yatırımcıların Türk şirketlerine yatırım yaptığı” 49 işlem karara bağlanmıştı. Bu yıl ise rakam işlem sayısı bazında yarısından daha az. Bu yıl ilk altı ay raporunu yayımlamayan Rekabet Kurulu’nun internet sitesindeki açıklamalara göre 16 Aralık 2016 itibariyle yerli veya yabancı ayrımı yapılmaksızın 23 işlem gerçekleşmiş gözüküyor. Bu yıl içindeki en büyük yatırımı Qatar National Bank S.A.Q, Finansbank’ın yüzde 99.81’ini alarak gerçekleştirmişti.

AMERİKA VE ÇİN – Uzmanlara göre ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesini Trans Pasifik Ticaret Anlaşması’ndan (TPP) resmen çıkarması, Çin’in bölgedeki etkisini artırması ve ABD’nin Asyalı müttefiklerinden uzaklaşması anlamına geliyor. Goldman Sach’a göre ABD’nin ithalatındaki her bir birimlik azalmanın yarattığı üretim kaybı dünyanın diğer bölgelerinde 1.7 kat iken, Asya’da 2.6 kat. Çin’den ithalatın azalmasının, Çin’e parça tedarik eden Tayvan ve Güney Kore’yi vuracağı belirtiliyor. Çin’in misillemede bulunması birçok şirketi de olumsuz etkileyebilir. Finans kuruluşu Credit Suisse’in hazırladığı rapora göre, geniş çaplı boykotlar Çin’deki Nike, General Motors, Ford Motor, Tiffany & Co. gibi Amerikan markalarının faaliyetlerine zarar verebilir. Credit Suisse ayrıca ABD’ye ihracat yapan Lenovo Group, ZTE Corp’un baskı altında kalacağı uyarısı yapıyor. Karlarının önemli bir bölümünü ABD pazarından elde eden konfeksiyon, ev aletleri ve elektronik eşya şirketlerinin de savaşta ilk kurbanlar olacağı belirtiyor. Wireless teknoloji şirketi GoerTek, tekstil firması Regina Miracle International gelirinin yüzde 70’inden fazlasını ABD’den elde ediyor. Tekstil devi Li Fung, WH Group ve Lens Technology de gelirinin yüzde 60’ından fazlasını ABD’den elde ediyor. Bu ticaret savaşının yerli şirketlere ise avantaj sağlayabileceği kaydediliyor. Savaşın bir diğer sonucu olarak ABD dışındaki yabancı markalar Çin’deki pazar payını artırabilir. Çinli tüketiciler, Amerikan Nike yerine örneğin Alman Adidas’ı tercih edebilir.

NİELSEN GLOBAL PREMIUMLAŞTIRMA ARAŞTIRMASI – Nielsen Global Premiumlaşma Araştırması, premium segmentin pek çok pazarda toplam kategori satışlarını geride bırakarak güçlü bir büyüme gösterdiğini ortaya koydu. Tüketiciler yalnızca lüks kategorisindeki çok pahalı ürünleri satın alma eğilimi göstermiyor, aynı zamanda gündelik ürünlerde de premiuma yöneliyor. Kişisel bakım, güzellik, ev bakımı ve içecek kategorileri, dünya genelinde pek çok pazarda güçlü satış büyümesi sergiliyor. Öyle ki, dünya genelinde pek çok pazarda premium kategorisindeki büyüme, hızlı tüketim ürünlerinin (FMCG) pek çok alt kategorisindeki toplam büyümeyi geride bırakıyor. Güneydoğu Asya’da premium segment %21 oranında büyüdü. Bu oran, orta ve düşük fiyatlı segmentlerin (sırasıyla %8 ve %10) iki katından fazla. Aynı dönem içinde premium ürünler Çin’de %23′lük büyüme gösterdi. Latin Amerika’da Meksika ve Venezuela hariç tüm pazarlarda premium segment, Haziran 2016 itibarıyla son 12 ay içinde toplam FMCG büyümesini geçti. Uzmanlara göre dünya genelinde üstün stil veya tasarımı premium ürün özelliği olarak görenlerin oranı %38 iken, ülkemizde bu oran %43.

TÜRKİYE VE İTALYA – Türkiye, İtalya’nın ihracat kredisi kurumu SACE için yaklaşık 2.8 milyar euro değerindeki portföy büyüklüğüyle, önde gelen pazarlardan biri olmaya devam ediyor. SACE’nin tahminlerine göre, Türkiye’ye yapılan İtalyan ihracatı, önümüzdeki üç yıl içinde yılda yüzde 1-1.5 artabilir. Kilit sektörler ise Türk sanayileşmesini sürdürmek için, “Endüstriyel Makine ve Teknolojiler”, Türkiye’nin önemli bir uluslararası lojistik merkezi olarak gelişmesini desteklemek için hükümet tarafından ilan edilen büyük yatırımlar ışığında “altyapı” ve Türkiye’nin kurulu güç üretimini iki katına çıkarmayı ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimini yüzde 30 artırmayı hedeflemesi doğrultusunda “Enerji” olarak öngörülüyor.

 

TÜRKİYE NÜFUSU – Türkiye İstatistik Kurumu, 2016 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarını açıkladı. Türkiye’nin nüfusu 2016 sonu itibarıyla binde 13.5′e karşılık gelen 1 milyon 73 bin 818 kişi artarak 79 milyon 814 bin 871′e yükseldi. En kalabalık il 14 milyon 804 bin kişilik nüfusu ile İstanbul olurken onu 5 milyon 346 bin ile Ankara, 4 milyon 223 bin kişi ile İzmir takip etti. En az nüfus 82 bin 193 ile Tunceli’de yaşarken, ikinci sırada 98 bin 335 ile Ardahan, üçüncü sırada 168 bin 68 ile de Artvin yer aldı. Nüfusun yüzde 50.2′sini erkekler, yüzde 49.8′ini kadınlar oluştururken, 31 olan ortanca yaş, 31.4′e yükseldi.

Kaynak ve Derleyen: Memet Özkan - www.danismend.com

Not:  Bu rapor www.danismend.com tarafından güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık (en son altı aylık) kaynaklardan elde edilen bilgiler kullanılmak suretiyle, sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde tavsiye veya danışmanlık hizmeti sağlanması olarak yorumlanmamalıdır. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerin doğru ve tam olması konusunda herhangi bir şekilde garanti vermemektedir. Www.danismend.com bu raporda yer alan bilgilerde herhangi bir bildirimde bulunmaksızın değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu rapor ve içindeki bilgilerin kullanılması nedeniyle doğrudan veya dolaylı olarak oluşacak zararlardan www.danismend.com hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Bu konularda detay bilgi  isteyen okuyucuların ayrıca bizimle temasa geçmelerini rica ederiz.

Ziyaretciler

0149668
Bugün
Dün
Bu Hafta
Hafta
Bu Ay
Ay
Toplam
38
78
478
121780
2268
4976
149668

IPniz: 54.81.56.254
Server Time: 2017-07-22 14:40:02