ANA SAYFA
  • Register
поздравления с новорожденным

Temmuz 2018 Raporu Derleme

Küresel İnovasyon Barometresi – GE

Türkiye’nin de dahil olduğu 20 ülkeyi kapsayan 2.000’in üzerinde inovasyon yöneticisinin katıldığı 6. GE Küresel İnovasyon Barometresi adlı araştırma; üç boyutlu yazıcının potansiyeli, inovasyonun finansal sonuçlara etkisi, inovasyonda öne çıkan ülkeler, inovasyonda çok uluslu şirketlerin öncülüğü, korumacı politikalara olan yerli ve küresel yaklaşım, popüler olan kavramlar ve inovasyonda yeteneğe duyulan ihtiyaç konusunda önemli sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, Amerika ve Almanya gibi inovasyona liderlik eden ülkeler hız keserken Japonya ve Çin liderliğindeki Asya ülkeleri ise inovasyonun alternatif merkezleri haline geliyor. Yöneticiler, üç boyutlu yazıcının şirketlerin pazara sunduğu ürünler konusunda daha yaratıcı olabileceğini, ürünlerin piyasaya daha hızlı sürülmesini sağlayacağını, maliyetleri azaltıp fiyatları uygun bir seviyeye getireceğini ve daha çevreci olacağına inanıyor. Üç boyutlu yazıcının henüz tam potansiyeline ulaşmadığını belirten yöneticiler, üç boyutlu yazıcıdan en fazla ileri teknoloji/bilişim teknolojisi, üretim, tüketici ürünleri ve elektronik sektörlerinin etkileneceğini söylüyor. Araştırmaya katılan küresel yöneticilerin yüzde 40’ı, Türk yöneticilerin ise yüzde 39’u son beş yılda gerçekleştirdikleri inovasyonların bilançolarını olumlu etkilediğini ve markalarının piyasadaki konumunu güçlendirdiğini belirtiyor. İnovasyonda hıza verilen önem azalırken, temel faaliyet alanını korumaya verilen önem artıyor.

2018 Öngörüleri – AT Kearney

AT Kearney Küresel İş Politikaları Konseyi’nin 2018 yılına yönelik öngörüleri:

1- Kuantum bilgisayar hakimiyeti ele geçirecek.

2- Yüz tanıma teknolojisi yaygınlaşacak.

3- Müzakerelerin zorlu geçmesi Brexit’te çözümü de zorlaştıracak.

4- IŞİD tehdidi Güney Doğu Asya, Afrika ve ötesine sıçrayacak.

5- Almanya ve Fransa’daki yerel siyaset “Merkron” balayı sürecini kısaltacak.

6- Yıkıcı doğal felaketler küresel sigorta piyasaları üzerindeki baskıyı artıracak.

7- İnternet devlerinin “sınırsız gücü” kontrol altına alınacak.

8- 2040’a kadar 600 milyon elektrikli otomobile ihtiyacımız olacak.

9- Teknoloji sektöründe “Çinli yatırımcı” gerginliği artıyor.

10- Kanser tedavisinde büyük aşamalar kaydedilecek.

Yakın Gelecekte Beklenen 10 Teknolojik Gelişme – Citibank

Citibank Küresel Perspektifler ve Çözümler Raporu’nun  “Mevcudu Bozan Yenilikler” serisinde açıklanan ve yakın gelecekte beklenen 10 teknolojik gelişme:

1-CRISPR tabanlı gen düzeltme yönteminin, 2025 yılına kadar 10 milyar dolarlık bir pazara ulaşması bekleniyor.

2-Likit biyopsi, önümüzdeki 10 yıl içinde 10 milyar dolarlık bir pazara dönüşebilir.

3-İnsan ve yük taşımacılığı amacıyla geliştirilen Hyperloop 760 Mil Hıza çıkacak.

4-Ticari uçuşlarda robot pilotların ortaya çıkışı havayolu endüstrisinin güvenliğini, karlılığını ve verimliliğini artırabilir.

5-Robotların insan elinin fonksiyonlarını taklit etmesi için tasarlanan “robot eli araçları” konusunda gelişmeler var.

6-Isıtmalı tütün ürünleri, tütünü yakmayıp, ısıtıyor. Bu sayede ateş, kül ve duman oluşmuyor. Bu ürünlerin, yakın bir gelecekte geleneksel sigaraların yerini alacağı düşünülüyor.

7-Bitcoin, yakın bir gelecekte fiziksel malları alıp satma yöntemlerimizi değiştirmek için kullanılmaya başlanabilir. Kripto paranın bu şekilde kullanımı ticareti önemli ölçüde değiştirebilir.

8-IoT bileşenine bir ödeme katmanı eklenmesi, IoT kullanımının yaygınlaşmasına ve parasallaşmasına yardımcı olacak.

9-Az kod ile çok iş üretebilme platformları (Low-Code), çok az yazılım programlama eğitimi alan “programcı bireylerin” profesyonel seviyeye uygun uygulamalar geliştirmesine imkân sağlayabilir.

10-Pasif fonların son dönemde popülerleşmesiyle birlikte, aktif fon yöneticileri fiyatlandırma modellerini performans tabanlı bir ücret yapısı kullanarak değiştiriyor.

2030’a Kadar Dünyayı Dönüştürebilecek Anahtar Eğilimler – Fujitsu

Fujitsu’nun Trajectory firması ile ortaklaşa gerçekleştirdiği “Zaman Çizelgesi 2030” raporuna göre 2030’a kadar dünyayı dönüştürebilecek “anahtar” eğilimler:

-Otomasyon –Teknolojik gelişmeler iş ve ekonomileri yeniden şekillendirmek için birleşiyor.

-Online Dünya – Dünyanın %70′inden fazlasının internet erişiminin olması.

-Yaşlanma – Küresel nüfusun 8.5 milyardan fazla olduğu ve bu nüfus içinde yer alan 8 kişiden 1′inin 65 yaş üstü olması

-Kentleşme – Dünya nüfusunun yaklaşık üçte ikisinin kasaba ve şehirlerde yaşaması.

-Küreselleşme – Gelişmekte olan piyasalar tarafından yönlendirilen küresel ekonomi istemlerinin hakimiyeti.

-Sürekli öğrenim – Değişim hızı ve daha uzun yıllar çalışma sebebiyle sürekli eğitim.

-Dijital vatandaşlık– Verimliliği en üst düzeye çıkarmak için sayısallaştırılmış kamu hizmetleri.

-Esneklik – Tüketici teknolojisinin benzeri görülmemiş esnekliğinin günlük yaşamlarımıza katkısı.

-İnternetin düzenlenmesi – Hükümetlerin daha fazla kontrol uygulamaları ve çok katmanlı erişim normu.

-Herkese yiyecek – Sürdürülebilirlik konusunda çok az ilerleme, gıda sistemlerinin büyük baskı altında olması.

Küresel CEO Araştırması – KPMG

KPMG’nin gerçekleştirdiği Küresel CEO Araştırması (44 ülkeden, 11 endüstride faaliyet gösteren şirketlerden 2000′in üzerinde CEO’nun görüşleri), teknolojik fırtınada yol alan dünya devi şirketlerin değişen stratejilerini ortaya çıkardı. Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, aynı zamanda temayı da oluşturan, teknolojik yıkım konusuna CEO’ların yaklaşımı oldu. Sonuçlara göre hem küresel CEO’lar hem de Türkiye’de CEO’lar yıkımı işletmeleri için bir tehdit değil bir fırsat olarak görüyor ve birinin gelip onları yıkıma uğratmasını beklemiyor, bilakis kendilerinin aktif olarak hem sektörlerini hem de kendi işletmelerini yıkıma uğratmayı hedefliyorlar. Özellikle Türk CEO’lar önümüzdeki 3 yıllık dönemde kendi sektörlerinde bir yıkım gerçekleşmesini bekliyor ve bu yıkımı gerçekleştirecek taraf olmak için tüm güçleriyle çalışıyor.

Digital Suite – ManpowerGroup

ManpowerGroup tarafından yayınlanan Digital Suite raporuna göre, 2020 yılına kadar şirket gelirlerinin yüzde 30′u yeni iş modellerinden gelecek. 2030 yılı itibariyle iş gücünün 3′te 2′sini Z kuşağı oluşturacak ve bunların %65′i bugün adını bile bilmediğimiz görevlerde çalışacak. Vizyon sahibi şirketlerin bu değişim rüzgarına ayak uydurup rakiplerine göre %26 oranında daha fazla kar etme ve pazar değerlerini %12 oranında artırma şansı var. Ancak bunu yakalamak için ellerini çabuk tutmaları gerekiyor, çünkü bu dönüşüm rüzgarı işletmelere Sanayi Devrimi’nde olduğu gibi 50 yıl değil, sadece 6 aylık bir zaman tanıyor. Yani bugün, bir şirketin başarısını veya başarısızlığını belirleyen en önemli faktör “dönüşüm hızı” olabilir. ManpowerGroup tarafından yayınlanan Digital Suite raporuna göre, dijital dönüşüm bir defa yapılan ve biten bir süreç değil. Değişim dinamik bir süreç olduğu için sürekli adaptasyon büyük önem taşıyor. Bu nedenle liderler karar verirken; tüketicilerden, çalışanlardan, yatırımcılardan, rakiplerden ve hatta makine ve sistemlerden gelen geridönüşleri de göz önünde bulundurmak zorunda.

2018 Yılının Öne Çıkacak Trendleri – PageGroup

Uluslararası işe alım ve danışmanlık şirketi PageGroup Türkiye’nin finans, İK, mühendislik, satış ve pazarlama alanlarında 2018 yılının öne çıkacak trendlerin haritasını çıkardı. İş hayatında 2018 yılından itibaren İK lar Z kuşağı patlaması ile yüzleşecek. PageGroup uzmanları, mobil cihazlara erişimi olan genç ve eğitimli nüfusuyla Türkiye’de 2010 yılından bu yana Fintech pazarının belirgin bir büyüme kaydettiğini dile getiriyor. İstihdamda mali yönetim yazılımları, elektronik dönüşüm çözümleri sunan ve muhasebe mülk yönetimi hizmetleri veren şirketler yeni yılda öne çıkacak. E-ticaret pazarı, 2022 yılında 51 milyona ulaşması beklenen mobil kullanıcı nüfusu ile dev bir büyüme potansiyeli taşıyor.

2018 Küresel Riskler – Dünya Ekonomi Forumu

“Dünya Ekonomi Forumu 2018 Yılı Küresel Riskler Raporu”nda uzmanların 30 küresel risk arasında yaptığı öncelik sıralamasına da yer veriliyor. Bu sıralamaya göre şiddetli hava şartları, biyo-çeşitlilik kaybı ve ekosistemde çöküş, büyük doğal afetler, insan eliyle yaratılan çevre felaketleri ve iklim değişikliği olmak üzere iklim değişikliği odaklı beş riskin üst sıralarda yer aldığı belirtiliyor. Yıllık Küresel Riskler Algı Anketinin bir sonucu da siber tehditlerin öneminin artması. Anket sonuçları kapsamında siber bağımlılığın gelecek 10 yıllık dönemde küresel risk ortamını biçimlendiren en önemli ikinci etken olacağı değerlendirmesi yapılıyor. Küresel Riskler Raporu’nda, dünya liderlerinin dünyayı hızla ve radikal bir şekilde değişime uğratabilecek olası gelecek şokları değerlendirmeleri için teşvik etmek üzere 10 kısa senaryo yer alıyor:

-Sert hasat: Eşzamanlı tahıl üretimi sorunları küresel gıda tedarikinin yeterliliğini tehdit eder.

-İnternetin karmaşıklaşması: Yapay zekanın “zararlı otları” yaygınlaşarak internetin performansını baskı altına alır.

-Ticaretin ölümü: Ticaret savaşları patlak verir ve uluslararası kuruluşlar bunlara müdahale etmekte fazla zayıf kalır.

-Demokrasinin çöküşü: Yeni popülizm dalgaları, bir ya da daha fazla gelişmiş demokraside toplumsal düzeni tehdit eder.

-Mutlak tükenme: İnsansız gemiler yasadışı balıkçılığı yeni – ve sürdürülebilirlik açısından çok daha olumsuz – seviyelere taşır.

-Uçurumun kenarında: Bir başka finansal kriz politik müdahaleleri çıkmaza sokar ve kaos ortamını tetikler.

-Eşitsizliğin derinleşmesi: Biyo-mühendislik ve bilişsel kapasiteyi geliştiren ilaçlar, sahip olanlar ve olmayanlar arasındaki uçurumu derinleştirir.

-Kuralsız savaş: Siber savaş kuralları hakkında mutabakatın olmadığı bir ortamda devletlerarası çatışmalar umulmadık bir şekilde tırmanır.

-Kimlik jeopolitiği: Jeopolitik hareketlilik nedeniyle, ulusal kimlik çatışması sınırlarda artan bir gerilim kaynağı haline gelir.

-Duvarların örülmesi: Siber saldırılar, korumacılık ve mevzuat uyuşmazlıkları, internetin bölümlere ayrılmasına yol açar.

Teknolojik öngörüler – Citrix EMEA

Citrix EMEA’ya göre bu yıl teknoloji alanında yaşanacak gelişmeler:

1-AI ile güvenlik analizi dönemi gelecek.

2-Yeni IOT dalgası oluşacak.

3-Dijital çalışma alanlarına geçiş hızlanacak (bulut ve mobil cihazlar).

4-Uyumluluk sorunları BT dünyasını zorlayacak (GDPR).

5-Sd-Wan kullanımı yaygınlaşacak.

Mobilite beklentileri – Ericsson

Ericsson’un yayınladığı Mobilite Raporu, 2023 yılına kadar, geliştirilmiş mobil geniş banda yönelik 1 milyar 5G aboneliği olacağını tahmin ediyor. İlk olarak kalabalık kentsel alanlara sunulması beklenen 5G, 2023 yılına kadar, dünya nüfusunun yüzde 20’sinden fazlasını kapsayacak. Başlıca ürün sunumları 2020 yılında olacak şekilde, 5G New Radio’ya (NR) dayalı ilk ticari ağların 2019 yılında piyasada yer alması bekleniyor. İlk 5G sürümleri ABD, Güney Kore, Japonya ve Çin gibi çeşitli pazarlarda bekleniyor. Mobil veri trafiğinin, önümüzdeki altı yıllık dönemde sekiz kat artması ve 2023 yılına kadar ayda 110 Exabyte’a ulaşması bekleniyor. Mobil veri trafiği artışı sürecek ve aylık 7 GB’ı geçecek. Video tüketimi, mobil genişbant tüketimini artırmaya devam ediyor. Videolara yönelik trendin arkasındaki itici güç Y kuşağı. 15 ile 24 yaş aralığında olan bu grup, 45 yaşın üstündekilere göre 2.5 kat daha fazla video izliyor. Videoların daha yüksek çözünürlüklerde görüntülenmesi ve 360 derece video gibi kapsayıcı video formatlarına ilginin artması, veri trafiği tüketim hacimlerinde etkili olacak. Dünya bağlantılı hale geldikçe endüstriler, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yönlendirdiği bir dönüşümü yaşayacak. Bu kapsamda Türkiye’de 5G’nin sağladığı IoT’ye yönelik endüstrilerden elde edilen dijitalleşme gelirlerinin 14.1 milyar dolar büyüklüğe ulaşması bekleniyor.

Robotlar – McKinsey

McKinsey Global Institute tarafından yayınlanan raporda robotlar yüzünden 400 ila 800 milyon kişinin 2030 yılı itibari ile işlerinden olacağı ya da meslek değiştirmek zorunda kalacağını belirtiliyor. Rapor aynı zamanda kaybolan iş kollarının yerine yeni mesleklerin oluşacağını da açıklıyor. 375 milyon kadar kişinin işlerinden olacağını belirten rapor, bu rakamın dünya iş gücü oranının yüzde 14′üne denk geldiğini vurguluyor.

Robotlar – Uluslararası Robot Federasyonu

Frankfurt merkezli Uluslararası Robot Federasyonu’nun (IFR) verilerine göre geçtiğimiz yıl Orta ve Doğu Avrupa’da kullanılmaya başlayan robot sayısı önceki seneye göre yüzde 28 artarak 9 bin 900 oldu. IFR, 2020 yılına kadar bölgeye yapılan robot satışlarının yıllık ortalama yüzde 21 ile Avrupa ortalamasının iki katı artacağını öngörüyor.

Sağlık ve İlaç Sektörü 2020 Öngörüleri – Deloitte

Deloitte “Sağlık ve İlaç Sektörü 2020 Öngörüleri” raporunda 2020’ye ilişkin yayınlanan 10 öngörü:

1-Sağlık hizmetleri tüketicileri daha bilinçli olacak.

2-“Dijital İlaç Çağı” gündemde olacak.

3-“Giyilebilir Teknoloji” ve “Mobil Sağlık” uygulamaları yaygınlaşacak.

4-Büyük Veri (“Big Data”) geliyor!

5-Yeni yasal düzenlemeler gelecek.

6-Ar-Ge işbirlikleri artacak.

7-İlaç Sektöründe ticari iş yapış modelinde değişme olacak.

8-İlaç firmalarının yapısında destek fonksiyonlarının önemi giderek artacak.

9-Gelişmekte olan pazarlara yönelik yeni iş modelleri ortaya çıkacak.

10-Kurumsal itibar daha fazla önem kazanacak.

Sağlık Sektörü Birleşme ve Satınalmaları – EY

EY’nin 2017 raporuna göre sağlık sektörü geçen yıl Türkiye’de en fazla birleşme ve satın almanın gerçekleştiği dört alandan biri oldu. 18 anlaşmanın yapıldığı sektörde bu yıl da el değiştirmelerin devam edeceği belirtiliyor. Rapora göre son beş yıllık süreçte sağlık sektöründeki en önemli iki işlem yabancılar tarafından gerçekleştirildi. Türkiye, hızla büyüyen nüfusu ve buna paralel olarak artan sağlık harcamaları nedeniyle yatırımcılar için önemli bir cazibe merkezi. Bunun yanında, sağlık turizmi de son yıllarda yeniden büyüme trendine girdi. Özellikle, Avrupa ve Ortadoğu merkezli birçok yatırımcı Türkiye’deki yatırım fırsatlarıyla yakından ilgileniyor ve görüşmelerde bulunuyor. EY’ın araştırması özellikle şehir hastaneleri projelerinin hizmet sağlayıcılar, medikal ekipman ve medikal tüketim ürünleri üreticileri için daha büyük bir pazar yaratacağını öngörüyor. Birçok projede inşaat fazının bitmesiyle birlikte ikinci faz dediğimiz operasyon başladı ve bu alanda tesis yönetimi ön plana çıkıyor. Görüntüleme merkezlerinden laboratuvarlara birçok alanda hizmet sağlayıcılar burada alt yüklenici konumundalar. Bu nedenle, sektördeki konsolidasyonun artması bekleniyor. Sektörde son yıllarda gerçekleşen birleşme ve satın alma işlemlerinin yurt dışına kaymaya başladığına dikkat çeken EY’nin araştırması bu konuda özellikle Türkiye’de uzun dönemde birikmiş olan sağlık sektörü know-how’ının önemli bir etkisi olduğunu vurguluyor.

Enerji Görünümü Raporu 2018 – BP

BP Enerji Görünümü Raporu 2018’e göre;

-Gelişmekte olan ekonomilerdeki hızlı büyüme, küresel enerji talebinde üçte bir oranında artışa neden oluyor.

-Enerji talebindeki artışın yüzde 40′ından fazlası yenilenebilir enerji ile karşılanıyor.

-Küresel çaptaki doğal gaz talebi büyük artış gösteriyor ve kömürü geride bırakarak dünyanın ikinci en büyük enerji kaynağı olmaya hazırlanıyor. Petrol ve doğal gazın dünya enerjisinin yarısından fazlasını oluşturması bekleniyor.

-Yenilenebilir enerjinin kullanım oranının, hızlı bir şekilde artması ve bugün yüzde 7 olan bu oranın 2040′a kadar dörtte bire ulaşmasıyla, güç üretiminde kullanılan yakıtların karışımının dönüşüme uğraması bekleniyor.

-2040’a gelindiğinde ABD’nin küresel doğal gaz üretiminin neredeyse dörtte birini karşılayacağı ve küresel LNG (Sıvı Doğal Gaz) arzının iki kattan fazla gerçekleşeceği öngörülüyor.

-2020’lerin başında LNG kapasitelerinin, bölgeler arası boru hattı sevkiyatlarını aşmasıyla süregelen büyüme, gazın dünyadaki mevcudiyetini büyük ölçüde artıracağı öngörülüyor.

-Yenilenebilir enerji yüzde 400’ün üzerinde büyüyor ve küresel enerji üretimindeki artışın yüzde 50′sinden fazlasını oluşturuyor. Bu güçlü büyüme, rüzgâr ve güneş enerjisinin artan rekabet gücü sayesinde sağlanıyor.

Küresel Enerji Dönüşümü 2050 – IRENA

IRENA’nın (Uluslararası Yenilenebilir Ajansı) hazırladığı Küresel Enerji Dönüşümü: 2050 Yol Haritası adlı rapor küresel enerji sistem yatırımlarını, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği lehine 2050 yılına kadar % 30 oranda artırmanın 11 milyon yeni iş yaratabileceğini, bu rakamın da fosil yakıt tesislerinin azalması ile ortaya çıkacak istihdam açığını kapatmaya ve hatta üzerine çıkmaya yetebileceğini ortaya koyuyor. Fosil yakıt tesislerinin, küresel ekonomik dinamikler yüzünden atıl kalma riski giderek artıyor. Raporda, enerji dönüşümüne liderlik eden güneş ve rüzgarla birlikte elektrikli araçlar ve ısınmanın da yenilenebilir kaynaklı olmasının önemi belirtiliyor. Rapor, aynı zamanda böyle bir senaryoda, küresel ekonominin % 1 büyüyeceğini ve hava kirliliği, iklim değişikliği etkileri gibi insan refahını tehdit eden konularda en az % 15 iyileşme olacağını da ortaya koyuyor.

Enerji Sektörü İşlem ve Trendleri – EY

EY’nin “Enerji Sektörü İşlem ve Trendleri: 2017 Değerlendirmesi ve 2018 Görünümü” raporuna göre elektrik ve altyapı piyasasında küresel çapta geçen yıl 200,2 milyar dolar değerinde 516 işlem gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen işlemler, hem değer hem de hacim bakımından 8 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Küresel elektrik ve altyapı piyasasında toplam işlem hacminde geçen yıl 2016′ya göre yüzde 10 yükseliş görüldü. Söz konusu yükselişte, yenilenebilir enerji işlemlerinde yaşanan yüzde 28′lik artış etkili oldu. Geçen yıl 42,8 milyar dolar değerinde yenilenebilir enerji işlemi gerçekleştirilirken, yenilenebilir enerjiye yatırım bir buçuk kat artış gösterdi. Yenilenebilir enerji işlemlerinin 15,1 milyar dolarla üçte birinden fazlası Avrupa merkezli gerçekleşti. Yatırımcıların uzun vadeli ve istikrarlı getiri sağlama arayışında olması doğrultusunda, geçen yıl 100,3 milyar dolarlık iletim ve dağıtım işlemi yapıldı. İletim ve dağıtım işlemleri, 2017′deki toplam işlem değerinin yüzde 50,1′ini oluşturdu. Avrupa piyasası konvansiyonel enerji üretim tarafında cazip görünmüyor. Yurt dışı yatırımlarda birinci ve ikinci sıralarda Çin ve Kanada’yı görüyoruz. Bu iki ülke yabancı yatırımcı olarak dünyanın birçok bölgesine yaklaşık 46 milyar dolarlık elektrik ve altyapı işlemi gerçekleştirdi. Bu da toplam yabancı yatırımın yarısına yakın bir rakamı teşkil ediyor.

Ülkelerin Temiz Enerji Yatırımları – Bloomberg New Energy Finance

Bloomberg New Energy Finance’ın her yıl gelişmekte olan ülkelerin temiz enerji yatırımlarının değerlendirildiği Climatescope raporuna göre, Türkiye’nin 71 ülke arasında en yüksek puan topladığı alan  Düşük Karbonlu Şirketler ve Temiz Enerji Değer Zinciri (Değer Zinciri Parametresi) oldu (dünya sıralamasında 9.). Türkiye Temiz Enerji Yatırımı ve İklim Finansmanında dünyada 20., Kolaylaştırıcı Yasal Çerçeve’de ise 33. sırada yer aldı.

Küresel Karbon Hesapları 2018 Raporu – İklim Ekonomisi Enstitüsü

İklim Ekonomisi Enstitüsü’nün ‘Küresel Karbon Hesapları 2018’ raporuna göre dünyada var olan ve planlanan tüm karbon fiyatlandırma politikalarında 5 eğilim mevcut:

1-Çok az sayıda idari bölgede açık bir karbon fiyatı uygulanmaktadır (46 ülke ve 26 eyalet ya da şehir). Türkiye’de ise her hangi bir karbon fiyatlandırma politikası uygulanmıyor.

2-Bununla birlikte, karbon fiyatlandırma politikalarının benimseyenlerin sayısı giderek artıyor (2017 yılında, 3 adet ETS ve 3 adet karbon vergisi uygulanmaya başladı).

3-Karbon gelirleri hem çevre hem de ekonomi için giderek daha önemli hale gelen bir finansman aracı olarak karşımıza çıkıyor (2017’de, karbon gelirlerinin yüzde 65’i karbon vergisinden olmuştur).

4-Karbon fiyatları ekonomik alan için çok düşük olarak görülmektedir (düzenlenen emisyonların %75’inden fazlası, 10 ABD Doları  altındaki bir fiyatta gerçekleşmektedir).

5-2018’de karbon fiyatları, 2° C hedefi ile uyumlu bir düzeyde değildir (karbon fiyatlarının 2020 yılında, ton başına 40 ile 80 dolar arasında olması gerektiğini ifade ediliyor).

Isınan Dünyada Doğal Hayat – WWF

WWF, Doğu Anglia Üniversitesi ve James Cook Üniversitesi tarafından hazırlanan “Isınan Dünyada Doğal Hayat: İklim Değişikliğinin Biyoçeşitlilik Üzerindeki Etkileri” başlıklı rapora göre karbon salınımı kontrolsüz şekilde artmaya devam ederse, Paris İklim Anlaşması’ndaki 2 derecelik hedef tutturulsa bile dünyamız bazı zengin doğal bölgelerinde tür çeşitliliğinin %25’ini kaybedecek. Akdeniz’deki çoğu tür grubunun neredeyse %30’u, tüm bitkilerin ise üçte birinden fazlası risk altında kalacak. Amazon ve Galapagos gibi dünyanın en zengin doğal bölgelerindeki hayvan ve bitki türlerinin yaklaşık yarısı iklim değişikliği nedeni ile yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilecek.

Ağaç Dikme İşi: Büyüyen Bir Yatırım Fırsatı – World Resources Institute (WRI)

World Resources Institute (WRI) and The Nature Conservancy (TNC) tarafından üretilen “Ağaç Dikme İşi: Büyüyen Bir Yatırım Fırsatı”  adlı rapora göre, ağaç dikim işine giren şirketler, satışlarını her yıl 10 kata kadar arttırabiliyor. Rapor, orman vasfını yitirmiş arazileri restore etmenin sadece çevre açısından değil yatırımcılar ve girişimciler açısından da çok önemli bir fırsat oluşturduğunu ortaya koyuyor ve birçok yatırımcının bu konudaki potansiyelin farkında olmadığının altını çiziyor. Restorasyon ekonomisinde; teknoloji, tüketim malları, proje yönetimi ve ticari amaçlı ormancılık yükselen alanlar arasında. Dünya genelinde restore edilmesi gereken 160 milyon hektar toprak mevcut. Özel sermayenin bu alana ilgi duyması, hava kalitesini iyileştirecek, sağlıklı, toplumsal paylaşımı artıracak yeşil alanların sayısının artmasını da beraberinde getirebilir.

Plastik Kirliliğinin Azaltılması – The UK Plastics Pact

İngiltere, doğadaki plastik kirliliğinin azaltılması amacıyla, 2025 yılına kadar plastik ambalaj kullanımını ciddi oranda azaltmayı hedefliyor. Bu amaçla hayata geçirilen The UK Plastics Pact girişimine, gıda ve perakende sektöründen şirketler de katıldı. 2025 yılına kadar kullanımda olan plastik ambalajların; tamamının geri dönüştürülebilir, tekrar kullanılabilir ya da gübre haline getirilebilir (compostable) olması; en az %70’nin verimli bir şekilde geri dönüştürülmesi veya gübre haline getirilmesi; içeriğinde ortalama %30 oranında geri dönüştürülmüş madde bulunması; dizayn, inovasyon veya tekrar kullanım yöntemiyle tek kullanımlık plastik ambalaj kullanımının sonlandırılması hedefleniyor. Girişime üye şirketler arasında İngiltere’de faaliyet gösteren süpermarket zincirlerinin neredeyse tamamı yer alıyor.

Türkiye Toplumunun Enerji Tercihleri Araştırması 2017 – Kadir Has Üniversitesi

Kadir Has Üniversitesi Enerji ve Sürdürülebilir Kalkınma Uygulama ve Araştırma Merkezi (CESD) tarafından gerçekleştirilen “Türkiye Toplumunun Enerji Tercihleri Araştırması 2017” sonuçlarına göre  hane halklarının yüzde 66′sı en yüksek enerji faturasını ısınmaya öderken, yüzde 28′i aydınlatma ve ev aletlerini gösteriyor. Rapor, gelir seviyesi yükseldikçe doğalgaz kullanımının da arttığını ortaya çıkardı. Aylık 900 lira ve altında geliri bulunan katılımcılar arasında odun ve kömürle ısınma oranı yüksek. Mutfaktaki ocakta doğalgaz kullananlar yüzde 49′luk kesimi oluştururken, LPG (tüpgaz) kullananların oranı yüzde 41′e geriledi. Deneklere Türkiye’nin gelecekteki en önemli enerji kaynağının ne olacağına dair görüşleri de soruldu. Bu soruya yüzde 34 ile en yüksek oranda güneş cevabı alındı. Araştırmaya katılanların yüzde 53.3′ü nükleer santrallerin çevre ve toplum sağlığı için tehdit içerdiği görüşünde.

Karbon Saydamlık Projesi (CDP)

Karbon Saydamlık Projesi (CDP) “Şirketler İklim Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü (TCFD) Önerilerine Hazır Mı?” adlı rapora göre ankete katılan şirketlerin büyük kısmı iklim değişikliğinin işleri açısından finansal risk teşkil ettiğini kabul ediyor. Araştırma, Türkiye’den de 52 şirketi kapsıyor. Bu kapsamda şirketlerin %83’ü fiziksel riskleri, %88’si ise politika değişiklikleri/yeni düzenlemeleri düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş sürecinde karşılaşılacak başlıca riskler olarak tanımlıyor. Ancak bu farkındalığı eyleme dönüştürmeye gelince birçok ülke ve sektörde hala bir kopukluk söz konusu. Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’den araştırmaya katılan şirketlerin %84’ü yönetim kurulu düzeyinde iklim değişikliği risk ve fırsatları gözetimi yapıyor. Şirketlerin %14’ü ise yönetim kurullarına, kurum içindeki iklim değişikliği konularının yönetimi için teşvik veriyor. Şirketlerin %33’ü de yönetim kuruluna iklim değişikliği konusunda yılda en az bir kere bildirimde bulunuyor.

Çevre Raporu – TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nca Türkiye’nin çevre raporu açıklandı. Raporda, Türkiye’nin tatlı su kaynaklarının da oluşan çevre kirliliğinden önemli ölçüde etkilendiği belirtilerek, özellikle Büyük Menderes, Kızılırmak, Sakarya, Susurluk nehirlerinin de içinde bulunduğu tatlı su kaynaklarının yüzde 79’unun kirlenmiş durumda olduğu ve bunun yaklaşık yüzde 60’ının içme suyu kaynağı olarak kullanıma elverişli olmadığı kaydedildi.

Hazırlanan çevre raporunda, ayrıca 186 organize sanayi bölgesinin yüzde 56′lık kısmında atık su arıtma tesisi bulunmadığına ve yenilerinin var olanlardaki işletme sıkıntıları göz önüne alınarak planlaması gerektiğine dikkat çekildi. İklim değişikliği nedeniyle Türkiye genelinde 1940’lardan 2016 yılına kadar doğal afetlerde ciddi artış olduğu belirtilerek, bu artışın sera gazı emisyonlarıyla tetiklendiği, çok şiddetli ve düzensiz yağışlar, sel, fırtına, dolu ve kar şeklinde kendisini gösterdiği kaydedildi. Raporda, ayrıca Türkiye’nin, iç ve dış ortam hava kirliliğine bağlı ölümlerde 100 bin kişiden 47 kişilik ölüm oranı ile Avrupa’da hava kirliliğine bağlı ölümlerin en çok meydana geldiği 22’nci ülke olduğu belirtildi. Hava kirliliğinin en çok etkilendiği iller arasında ise Ankara, İstanbul, Adana, Amasya, Bursa yer alıyor.

Avrupa Birliği’nde Elektrikli Araçlara Geçiş – Cambridge Econometrics

Avrupa taşıma sektörünün paydaşlarından oluşan bir konsorsiyumun (Cambridge Econometrics ve Avrupa taşıma sektörünün önde gelen paydaşları) Avrupa Birliği’nde elektrikli araçlara geçiş hakkında hazırladığı rapora göre elektrikli taşıma sayesinde Avrupa 2030’da 49 milyar Euro daha az petrol ithalatı yapacak. Bunun yanı sıra elektrikli taşıma 2030 yılına kadar Avrupa’da yaşayanlara 206.000 yeni iş olanağı da sağlayacak. Elektrikli taşımaya geçiş sonrası 2050 yılına kadar araçlardan kaynaklanan CO2 emisyonlarında %88’lik bir azaltıma da yol açarak, her yıl Avrupa’da hava kirliliğine bağlı olarak meydana gelen 467.000 erken ölüm vakası sayısının da azaltılmasını sağlayabilir. Bu geçişin, hem iklim değişikliği ve hava kirliliğiyle mücadele hem de çok gerek duyulan ekonomik canlanma olmak üzere iki faydası olacağı da öngörülüyor. 2020 yılında, bataryalı elektrikli araçlar ve yakıt hücreli elektrikli araçların dizel ve benzinli araçlar ve hibrit türlerinden daha pahalı olması öngörülmekte. Ancak, 2030’a gelindiğinde, dizel ve yakıtlı araçlar hava kirliliği ve CO2 standartlarını karşılayabilmek için daha pahalanacağı ve sıfır emisyon araçların sayısı arttıkça maliyeti düşeceği için, aralarındaki fiyat farkı azalacak.

Deniz Taşımacılığı & Karbon Emisyon Miktarı – Uluslararası Taşımacılık Forumu

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) bünyesindeki Uluslararası Taşımacılık Forumu tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre, halihazırda bilinen tüm teknolojiler uygulandığı takdirde deniz taşımacılığından kaynaklanan karbon emisyon miktarı 2035 yılında neredeyse tamamıyla sıfırlanabilir. Hükümet politikaları sıfır karbonlu deniz taşıtlarını daha çekici kılabilir ve yatırımları sürdürülebilir teknoloji ve yakıtlara yöneltebilir. Alternatif yakıtlar ve yenilenebilir enerji gereken azaltımın büyük kısmını sağlayabilir. Mevcut biyoyakıtlar metanol, amonyak ve hidrojen gibi diğer doğal ya da sentetik yakıtlarla desteklenmelidir. Rüzgâr ve elektrikli itiş gücü sayesinde daha fazla azaltım yapılabileceği görülmüştür. Gereken emisyon azaltımının önemli kısmı gemilerin enerji verimliliğinin iyileştirilmesine dair teknolojik önlemlerle sağlanabilir. Piyasası olgunlaşmış seçenekler arasında gövde tasarım iyileştirmeleri, hava yağlamalı ve balblı baş sistemleri bulunuyor.

Gıda ve İklim Göçleri – Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı

Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı ile MecroGeo’nun yaptığı araştırmaya göre 2010-2015 yılları arasında gıda ve iklim değişikliği nedeni ile 5.4 milyon kişi Orta Avrupa’ya, 4.5 milyon kişi ise Akdeniz Avrupa’sına göç etmiş. Dünya genelinde doğdukları ve yaşadıkları ülke içinde yer değiştirenlerin sayısı yaklaşık 760 milyonu, başka bir ülkeye göçenlerin sayısı ise 245 milyonu buldu. Afrika’daki göç güzergahlarına bakıldığında; araştırmacılar, göçmenlerin yüzde 10′unun kuzey rotasını kullanarak Avrupa’ya geçtiklerini, geri kalan yüzde 90′ının ise kıta içinde yer değiştirerek, özellikle Batı Afrika Ekonomik Topluluğu sınırlarına yöneldiklerini belirttiler. Araştırma, gıda güvensizliğindeki her yüzde 1′lik artışın, nüfusun yüzde 1.9′unu göçe zorladığını ortaya koyarken, savaşlar nedeni ile ana vatanlarından kaçanların oranı ise yüzde 0.4 olarak açıklandı.

Sürdürülebilirlik ve Gıda İsrafı – Grundig

Grundig’in Türkiye’nin de aralarında olduğu 6 Avrupa ülkesinde 3000 kişiyle yaptırdığı sürdürülebilirlik ve gıda israfı araştırmasına göre, Türkiye’de tüketicilerin yüzde 64’ü son kullanma tarihi geçen yiyecekleri asla yemediğini belirtirken, yüzde 71’i israf ettikleri gıda miktarından endişeli. Diğer Avrupa ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 54. Dünya genelinde tüketicilerin yüzde 96’sı sürdürülebilir yaşamın çok önemli olduğunu söylüyor. Araştırmada, tüketicilerin büyük bölümü gıda israfının önemli bir çevre sorunu olduğunu dile getiriyor. Araştırmadan çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri de tüketicilerin gelecek 50 yıl içinde küresel bir gıda krizi yaşanmasından endişe etmesi oldu.

Çay Üretiminde Trendler – FAO

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) yayınladığı yeni bir rapora göre dünya toplam siyah çay üretiminin gelecek on yıl içinde yıllık ortalama yüzde 2.2 büyümesi ve 2027’de yıllık 4.4 milyon ton seviyesine ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin üretiminin, gelecek 10 yılda ortalama artış hızının yüzde 3.2′ye ineceği ifade ediliyor. Böylelikle 2017 yılı rakamlarına göre dünyanın en büyük üreticileri liginde ilk üçte olan Türkiye, 2027′de Kenya, Hindistan ve Çin’in ardından dördüncü sıraya inecek. Küresel yeşil çay üretimindeki artışın ise siyah çay üretimindeki artıştan daha yüksek bir hız yakalaması bekleniyor. FAO’nun raporu çay tüketiminin Çin, Hindistan ve diğer gelişen piyasa ülkelerinde özellikle hızlı bir şekilde arttığını ve bu artışın sebepleri arasında hem gelir seviyelerindeki yükselişin, hem de çay üretimini bitki çayları, meyveli çaylar ve çeşnili gurme çaylar gibi özel ürünlerle çeşitlendirme çabalarının sayılabileceğini vurguluyor. Rapora göre, küresel çay tüketimindeki artışın bir diğer sebebi de çayın anti-enflamatuvar, antioksidan ve kilo kaybına yardımcı etkilerinin bilinirliğinin yaygınlaşması.

Kripto Para İşlemleri – Morgan Stanley

Morgan Stanley tarafından yapılan kripto para işlemleriyle ilgili bir araştırmaya göre dünyada en fazla kayıtlı kripto para borsası İngiltere’de bulunuyor. Bu ülkeyi Hong Kong, ABD, Singapur ve Türkiye takip ediyor. Brezilya, Kanada, Hindistan ve Japonya kayıtlı kripto para borsalarının en yüksek olduğu diğer ülkeler arasında. En fazla borsa sayısı İngiltere’de olmasına rağmen kripto para piyasalarında en büyük para akışı ise Malta’da sağlanıyor. Bunun en önemli nedeni ise, dünyanın en büyük dijital para borsalarından Binance’in merkezini bu küçük Avrupa adasına taşıyacağını duyurması. En fazla borsaya ev sahipliği yapmasına karşın İngiltere’nin küresel işlem hacmi içindeki payının yüzde 1 civarında olduğuna dikkati çeken Morgan Stanley; Malta’yı Belize, Şeyseller ve ABD’nin takip ettiğini belirtiyor. Morgan Stanley analistleri İsviçre, Gibraltar ve Malta gibi ülkelerin ise sektörü kendilerine çekerek avantaj elde etmeye çalıştığını kaydediyorlar.

Küresel Bankacılık Görünümü 2018 Raporu – EY

EY, Küresel Bankacılık Görünümü 2018 Raporu’na göre, sektör liderleri sürdürülebilir başarının sağlanması için verimliliğin artırılmasında teknolojiye yatırım yapılması, etkin risk yönetimi ve büyüme fırsatlarından faydalanılması gerektiğini düşünüyor. 2017 yılında bankacılık sektörünün en önemli önceliği itibar risklerinin yönetilmesi iken, bu yıl sektör liderlerinin %89’u siber güvenliğin ve veri güvenliğinin güçlendirilmesinin birinci öncelikleri olacağını ifade ediyor. Global çapta bankaların %73’ü, gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren bankaların ise %68’i siber güvenlik tehditlerini azaltmak için teknoloji yatırımı yapmayı planlıyor. Bununla birlikte katılımcıların %83’ü (gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren bankaların %95’i) ise bankaların bilişim uzmanlarını organizasyonlarına entegre etmeye çalıştıkları bir dönemde işe alım ve yeteneğin korunması konularının gündemlerinde üst sıralarda yer aldığını belirtiyor. Gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren bankaların ise %76’sı bu yıl FinTech (finansal teknoloji) şirketleri ile işbirliklerine odaklanılacağını belirtirken, %49’u yeni teknolojilerin kurum içinde geliştirilmesini bekliyor. Katılımcıların yalnızca %19’u bankasını mevcut durumda dijital olgunluğa ulaşmış veya dijital bir lider olarak tanımlarken, %62’si 2020 yılında bu iki özellikten birine sahip olmayı amaçladıklarını ifade ediyor. Gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösterenlerin ise %57’si bankalarının 2020 yılında dijital olarak olgun bir banka veya dijital bir lider haline geleceğini öngörüyor.

Global Siber Risk Algılama Anketi – Marsh-Microsoft

Marsh-Microsoft Global Siber Risk Algılama Anketi’nden elde edilen bulgulara dayanılarak hazırlanan “Enerji Endüstrisi Dinamikleri Yaklaşan Bir Siber Fırtına Yaratabilir mi” raporunda, enerji yöneticileri açısından en kaygı verici siber kayıp senaryoları, sektörün siber korunmasızlıklara ilişkin anlayışı ve endüstri kuruluşlarının bu riskleri gelecekte nasıl yönetmeyi planladığı gibi konular ele alındı. Rapora göre siber saldırı, enerji sektörünün en büyük risklerinden biri olmaya doğru gidiyor. Marsh’ın yaptığı ankete katılanların yüzde 76′sı siber saldırıların sektörde iş durmasına yol açmasından korkuyor. Enerji yöneticilerinin yarısından fazlasının siberi ilk beş risk arasında göstermesine rağmen, yüzde 54′ü ise tüm bunlara rağmen kendi olası en zayıf yönlerinin farkında bile değiller. Yine ankete katılan enerji yöneticilerinin yüzde 26′sı, şirketlerinin son 12 ay içinde başarılı bir siber saldırı kurbanı olduğunu, bu nedenle bundan sonraki dönemde siber risk yönetimine daha fazla yatırım yapmayı planladıklarını dile getirdiler. Ankete katılan enerji yöneticilerinin yüzde 77′si, kendi kuruluşlarının siber risk yönetimine yaptıkları yatırımları artıracaklarını belirtirken, yüzde 26′sı ise kendi siber sigortalarını satın almayı veya artırmayı planladıklarını söyledi.

Siber Suçlar – Wilson Center

Wilson Center “Follow the Money: Civilizing the Darkweb Economy” raporuna göre djital finans işlemlerinin artması ile birlikte, siber saldırı potansiyeli de ciddi oranda artış kaydediyor. Rapora göre, siber suç salgınının süreklilik kazanmasının en önemli nedeni, sanal paralarla bağlantılı olarak artışa geçen sermaye transferi. Rapor, internetin yasadışı ticaret için finansal araç sunmasını engellemeye yönelik 7 öneri sunuyor:

1-Kayıplara karşı uluslarası bir garanti fonu yaratmak gerekiyor.

2-Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu (FATF) veya ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Finansal Suçlar Uygulama Ağı (FinCen) gibi mevcut otoritelerin modernleştirilmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor.

3-Her bir dijital ödeme sisteminin KYC protokülüne uyum göstermesi ve siber suçlara yönelik tüm yasalarla işbirliği içinde hareket etmesi gerekiyor.

4-Kara para aklama ve terörizm finansmanı sırasında el konan paralarla uluslararası bir fon oluşturulması ve bu fondan sağlanan gelirin küresel finans sisteminin korunmasını sağlayacak bir altyapı oluşumuna aktarılması önem taşıyor.

5-Müşterilerini tanımak istemeyen veya siber suç faaliyetlerinde bulunma ihtimali olan hesapları donduran sanal para sistemlerinin denetime alınması önem taşıyor.

6-Siber suç ile mücadelenin uluslararası boyutta olması ve Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS)’in devreye girmesi gerekiyor.

7-Gelişmekte olan ekonomilerin bu sürece dahil olması ve uluslararası işbirliğinin güçlenmesi için, fondan sağlanacak gelirin yüzde 40′ının bu ekonomilere verilmesi önem taşıyor.

Siber Suçun Ekonomik Etkisi – McAfee

McAfee, Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) iş birliğiyle hazırladığı, “Siber Suçun Ekonomik Etkisi – Azalma Yok” başlıklı küresel raporuna göre:

-Siber suçların sebep olduğu maddi zararın %25’inin fikri mülkiyet hırsızlıklarından kaynaklandığı tespit edildi.

-“Online suç pazarı” sayısının 6.000’i aşması ve fidye yazılımın bir hizmet modeline dönüşmesi sonucunda fidye yazılımlar en hızlı büyüyen siber suç araçları oldu.

-Güvenlik açığını istismar etmekte kullanılan araç setleri (exploit kit), kişiye özel zararlı yazılımlar ve botnet kiralama gibi geniş yelpazeli çözümler nedeniyle siber suçun bir hizmet modeline dönüşümü (Cybercrime-as-a-Service) hızla yaygınlaşıyor.

-Tor ve Bitcoin gibi kripto paraların anonim yapısı nedeniyle siber suçluların tespit edilmesi zorlaşıyor.

-Başta finans olmak üzere kritik iş alanlarında güvenliği artırmak için tehdit verisinin daha büyük ölçekli olarak standartlaştırılması ve siber güvenlik gereksinimlerinin daha başarılı bir koordinasyonuna ihtiyaç duyuluyor.

2018 Y Kuşağı Raporu – Deloitte

Deloitte’un 2018 Y kuşağı Raporu’na göre Y kuşağının işletmelerin niyetleri ve ahlakına dair sahip olduğu genel görüş, geçtiğimiz yıllardan farklı olarak tüm dünyada negatif yönde değişiyor ve son 4 yıldaki en düşük oranına iniyor. 36 ülkeden araştırmaya katılan Y kuşağı temsilcilerinin ancak yarısından azı işletmelerin ahlaki davrandığına inanıyor. Türkiye de ise bu oranın, 2018’te de bir öndeki yıla benzer şekilde, %46 seviyesinde olduğu görülüyor. Küresel bazda iş dünyası liderlerinin toplumsal gelişimde de rol oynadığını düşünenlerin oranı ise yine benzer şekilde geçtiğimiz seneye oranla düşüş göstererek %62’den %47’ye iniyor. Araştırma sonucuna göre bu konuda Türk katılımcıların da global katılımcılarla aynı fikirde olduğu görülüyor. Katılımcılar işletmelerin önceliklerinin yeni iş kolları açma, inovasyon, çalışanlarının hayatlarını ve kariyerlerini iyileştirmek olduğuna inanıyor. Ayrıca katılımcılar, işletmelerin bir diğer amacının toplumun geneline olumlu katkı sağlamak olduğunu düşünüyor. Ancak katılımcılara çalıştıkları şirketlerin hangi konulara odaklandıkları sorulduğunda, şirketlerinin önceliklerinin kâr elde etmek, verimlilik ve satış hacmini artırmak olduğu ve yukarıda bahsedilen inovasyon, yeni iş olanakları yaratma ve kariyer iyileştirme konularına çok daha az önem verdikleri belirtiliyor. Raporda, Y kuşağı çalışanlarının Deloitte’un 2 yıl önce gerçekleştirdiği araştırmaya oranla işyerine bağlılık seviyelerinin de azaldığı görülüyor. Y kuşağının %43’ü iki yıl içerisinde çalıştıkları firmadan ayrılmak isterken; sadece %28’i şu an çalıştıkları firmada 5 yıl ve üzerinde bir süre için kalmak istiyor. Türkiye’de ise bu oranlar sırasıyla %50 ve %29. Çalışan Y kuşağının %17’si, Endüstri 4.0 uygulamalarının işlerini elinden alacağını düşünüyor. Türkiye’den ankete katılan Y kuşağı temsilcilerinin %26’sı Endüstri 4.0 ile işlerinin tehdit altında olduğunu hissediyor.

Next Generation Türkiye Raporu – British Council

British Council Next Generation araştırma serisinin Türkiye raporuna göre :

- Gençlerin yüzde 26’sı ne çalışıyor, ne de eğitim görüyor ama gelecekten umutlular.

- Aile ile olan ilişkileri Türkiye’deki gençlerin hayatında merkezi bir yer teşkil ediyor. Bu, bağımsız yetişkinliğe geçişi zorlaştırıyor.

- Gençler için Türkiye, sorunlarına rağmen hala sevdikleri ve saygı duydukları bir yuva.

- Sosyal etkileşimlerinde bilinçli bir şekilde siyasetten konuşmamayı tercih ediyorlar.

- Otoriteye razı değiller ama uyum içindeler.

- Gençler, sosyal medyada aktif olmayı sosyalleşme olarak tanımlıyor.

- Gençlerin yüzde 70’i müzik aleti çalma, çizim ya da resim yapma gibi sanatsal aktivitelere zaman ayırmıyor; yarısı ise spor ya da herhangi bir egzersiz yapmıyor.

- Gençlerin yarısından fazlası hayatta başarı elde etmek için “tanıdıkları” olmasının okul başarısından daha önemli olduğunu düşünüyor.

- Gençler evliliği hem bağımsızlık hem de güvenlik için anahtar olarak görüyor.

- Farklı toplumsal kesimlerden gelen yeni insanlarla tanışmayı istiyorlar.

Küresel Gençlik Refah Endeksi – Uluslararası Gençlik Vakfı (IYF)

Uluslararası Gençlik Vakfı (IYF) tarafından 30 ülkenin katılımıyla hazırlanan Küresel Gençlik Refah Endeksi’ne göre gençlerin refah düzeyinin en iyi olduğu ülkeler İsveç, Avustralya, İngiltere ve Almanya olurken, genel durumunun en hızlı iyileştiği ülkeler Hindistan, Peru ve Uganda. Endekste Türkiye 20′nci sırada bulunuyor. Dünya genelinde gençlerin yüzde 74’ü istediği işe girebileceğini, yüzde 65’i ise istediği kadar para kazanabileceğini düşünüyor. Türk gençleri ise hem dünyada en yüksek stres seviyesine sahip hem de endekse göre dünyanın en iyimserleri arasında. Yaşamlarının çok stresli olduğunu söyleyen gençlerin oranı Türkiye’de yüzde 72. Türkiye’yi yüzde 67 ile Ürdün ve Japonya’nın izlediği stres kategorisinde dünya ortalaması yüzde 49. Güney Kore, Çin ve Filipinler ‘stres’ sıralamasında üst sıralardaki diğer ülkeler. Yine de Türk gençlerinin yüzde 71’i yaşam standartlarının ebeveynlerinden daha iyi olacağını düşünürken, bu alanda dünya ortalaması yalnızca yüzde 59. Bu kategoride ilk sırada Nijerya ve Kenya alıyor.

2017 Eğitim Değerlendirme Raporu – Türk Eğitim Derneği TEDMEM

Türk Eğitim Derneği TEDMEM, 2017 Eğitim Değerlendirme Raporuna göre :

1-Okul dışındaki öğrenci sayısında artış var.

2-Öğretmen performans değerlendirmesi ‘sınav sektörü’ yaratabilir.

3-MEB 100 bin öğretmen açığı diyor, eğitim fakültelerinde kontenjan 228 bin.

4-8 bin ön lisans mezunu ücretli öğretmenlik yapıyor.

5-Açıköğretim lisesine kayıt 5 yılda yüzde 65 arttı.

6-Adrese dayalı yerleştirme sonucu yüzde 10 gibi yüksek bir oran için öngörülen sınavın, sistemin genelinde nitelikli okullara girmek için bir rekabet algısı ve sınav baskısı oluşturma riski devam etmektedir.

7-YKS’de değişiklikler şekilsel ve tekniktir, yükseköğretime geçiş yeni bir paradigma ile ele alınmalıdır.

Gençlerin Toplumsal Katılımı – Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG)

Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) tarafından desteklenen “Gençlik Çalışmasının Gençlerin Toplumsal Katılımına Etkisi” araştırmasının sonuçlarına göre, gençlerin karşılaştıklarını belirttikleri sorunların başında toplumun gençlere güvenmemesi geldi. Gençlerin karşılaştıkları diğer sorunlar ise “eğitim sistemindeki aksaklıklar, maddi imkânsızlıklar, işsizlik veyaşadıkları şehirlerdeki sosyal imkânların azlığı” olarak sıralandı. Gençlerin ülkedeki üniversitelerin özgürlükçü olmadığı konusunda fikirleri de ortaya konuldu. Buna göre gençler, eğitim sisteminin niteliksiz olduğundan ve kendilerine gelişimlerini sağlayacak bir alan yaratılmamasından yakınıyor.

Workplace Trends Report – Sodexo

Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi, “Workplace Trends Report”un raporunda, kuşak farklılıklarının iş yaşamına olan etkisi incelendi. Araştırmaya katılan Y kuşağı çalışanların yüzde 90’ı, birlikte çalıştığı deneyimli Baby Boomers kuşağı iş arkadaşlarının tecrübelerinden faydalandığını söyledi. Baby Boomers kuşağı çalışanların yüzde 93’ü de “Y kuşağı çalışanlar ofise yaratıcılık katıyor” dedi. Araştırma, birlikte çalışan kuşakların ofiste verimliliği artırdığını gösteriyor.

Ulusal ve Discount Zincirler Raporu – Ortakalan

Sektörel araştırma şirketi Ortakalan tarafından hazırlanan “Sektörel Değişim Raporu” ve “Ulusal ve Discount Zincirler Raporu”na göre; 2010-2017 yılları arasında, şube sayısı en az 5 ve üzerinde olan market zincirlerinin toplam mağaza sayısı yüzde 178 artış kaydetti. Söz konusu dönemde, discount zincirlerin toplam market sayısı yüzde 285, yerel zincirlerin toplam market sayısı yüzde 77, mağazaları en az üç ve daha fazla coğrafi bölgeye yayılmış olan ulusal hiper ve süper market zincirlerinin toplam market sayısı ise yüzde 73 artış gösterdi. Rapora göre, önümüzdeki dönemde gıda perakendesinin indirim-süper market konseptlerinde gelişmesi beklenirken; 2024 sonunda indirim marketlerin payının mevcut yüzde 75′ten yüzde 80′e çıkması öngörülüyor. Ancak, indirim marketlerin büyüme hızında 2020 sonrasında yavaşlama bekleniyor. 2025′e gelindiğinde sektöre yaklaşık 160 yerel zincir olmasının öngörülüyor. Rapora göre, önümüzdeki dönemde hipermarket açılışları büyük oranda yeni AVM’lerle sınırlı kalacak; minimum seviyede ve genel içinde çok az oranda hiper açılışı olacak. Gıda perakendesi kesinlikle yakınlık stratejisi ve indirim-süper market konseptlerinde gelişecek. Süpermarket ve discount konsepti birbirine çok yaklaşacak. İndirim marketleri sıcak unlu mamul servisi ve açık sebze meyve uygulamalarını yaygınlaştıracak. Rapora göre, evdışı tüketim ve Horeca (Hotel/Restaurant/Cafe) pazarının büyümeye devam etmesiyle gross ve toptancı market sayısında da artış bekleniyor.

Kadınları Anlama Kılavuzu – Avon & Ipsos

Avon’un, Ipsos ile birlikte yaptığı ‘Kadınları Anlama Kılavuzu’ araştırmasının sonuçlarına göre, her 4 kadından biri fırsat verilseydi kendi işini kurma konusunda daha iyi olacağını söylüyor. Ancak işin içine çocuklar girince kariyer hayali yerini çocukların geleceğine bırakıyor. Kadınların gelecek 10 yıla ilişkin hayalleri arasında çocukları için iyi bir gelecek sağlamak yüzde 31 ile ilk sırada yer alırken, kendi işinin patronu olmak yüzde 28 ile ikinci sırada yer alıyor. Bu yıl kadınların iş kurma hayali, çocukların geleceğine yönelik hayallerini geçmeye yaklaştı. Kadınların diğer hayalleri arasında sırasıyla seyahat etmek, mutlu bir aileye sahip olmak, tasarruf yapmak, iyi bir eğitim, araba satın almak ve yurt dışına taşınmak bulunuyor.

Kadın ve Erkeklerin Tapuları – Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nce Türkiye’deki 57 milyon 148 bin 995 bin parselden yüzde 63′ünün erkeklerin, yüzde 37′sinin tapusunun ise kadınların üzerinde olduğu bildirildi. İl bazında bakıldığında ise kadınlar, parsel sahipliğinde yüzde 43 oran ile erkeklere en çok Bayburt, Burdur ve Çankırı’da yaklaşabildi. Erkeklerin parsel sahipliğinde en fazla söz sahibi olduğu il ise 132 bin 737 toplam parsele sahip Hakkari. Bu ilde, parsellerin yüzde 86′sının erkeklere ait olduğu belirlendi. Büyükşehirlerde ise toplam 1 milyon 678 bin 367 parsele sahip Ankara’da kadın gayrimenkul edinim oranı yüzde 40 oldu. Bu oran, 1 milyon 428 bin 369 parsele sahip İzmir’de yüzde 36, 1 milyon 269 bin 114 parsele sahip İstanbul’da yüzde 31′de kaldı. Diğer illere bakıldığında ise Isparta’da kadınların gayrimenkul edinim oranının yüzde 42, Edirne, Zonguldak, Trabzon ve Antalya’da ise yüzde 41 olduğu görüldü.

2017 CIO Araştırması – KPMG & Harvey Nash

KPMG’nin Harvey Nash ile gerçekleştirdiği 2017 CIO Araştırması, teknoloji sektöründeki kadınların kariyerlerinde ilerleyemediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre sektördeki kadın lider oranı iki yıldır yüzde 9’da kaldı. Ancak BT yöneticisi kadın sayısı artmasa da bu görevi sürdüren kadınların maaşları artıyor. Araştırma, kadın CIO’ların erkeklerden daha fazla zam aldıklarına dikkat çekiyor. Kadın teknoloji lideri sayısının hayli düşük olmasına rağmen araştırmaya katılanların yüzde 44’ü, şirketlerindeki çeşitlilik oranından memnun olduklarını ifade etti. Yüzde 35’i orandan memnun olmadıklarını ve bunu geliştirecek planlamalar yaptıklarını belirtti. Sadece yüzde 21’lik kesim tablodan kesinlikle mutlu olmadıklarını söyledi.

2018 Teknolojide Kadın Endeksi – Honeypot

Teknoloji kariyer platformu Honeypot “2018 Teknolojide Kadın Endeksi”ne göre :

-Teknoloji sektöründe kadınlara en iyi fırsatların sunulduğu üç ülke Portekiz, ABD ve Letonya.

-Teknoloji sektöründe en yüksek maaş alan kadınlar yıllık 70 bin 153 Euro ile ABD’de. Bunu 49 bin 052 Euro ile İrlanda; 47 bin 814 Euro ile İsviçre izliyor.

-Teknoloji sektöründe çalışan kadın oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 30 ile Bulgaristan. İkinci sırada yüzde 28 ile Avustralya, üçüncü sırada ise yüzde 26 ile Romanya geliyor.

-Teknoloji sektöründe çalışan kadın sayısının en yüksek olduğu ülke 1.5 milyon ile ABD. Sektörde en az kadın çalışan sayısı olan ülke ise 800 kadın ile Malta.

Dünyanın En Değerli 500 Markası 2018 – Brand Finance

Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance tarafından  hazırlanan ”Dünyanın En Değerli 500 Markası-Global 500 2018” çalışması sonuçlandı. Dünyanın en değerli markası 151 milyar dolarlık değeriyle “Amazon” oldu. Geçen  yıl 106,4 milyar dolarlık marka değeriyle üçüncü sırada yer alan Amazon, dünya devlerini sollayarak  listenin ilk sırasında yer aldı. Geçen yılki sıralamada ikinci olan  Apple, bu yıl da yerini korudu. Apple’ı geçen yılın şampiyonu Google izledi. Söz konusu listede bu sene değerini en yüksek oranda artıran marka  yüzde 161 ile Çinli içecek firması Wuliangye oldu. En yüksek düzeyde değer  kaybına uğrayan marka ise yüzde 43 kayıpla Japon teknoloji firması Toshiba olarak  belirlendi. Global 500 listesinde marka değerinin yüzde 44′ünü (190 şirket) ABD’li  şirketler oluştururken, Çinli şirketlerin yüzde 15 (57 şirket), Japon şirketlerin  de yüzde 7′lik (35 şirket) orana ulaştığı görüldü. En değerli markalar listesinde en yüksek paya sahip iş kolu yüzde 20  ile teknoloji oldu. Pastadan bankacılık yüzde 14, telekom yüzde 10, perakende ve  otomobil sektörleri de yüzde 6 pay aldı.

Dünya Milyarderleri – Forbes

Forbes, bu yıl 31′inci kez yayımladığı “Dünya Milyarderleri” listesini açıkladı.  Dünyanın en zengin ismi, uzun yıllardır zirvede yer alan Microsoft’un kurucusu Bill Gates’i tahtından indiren Amazon’un kurucusu ve CEO’su Jeff Bezos oldu. Berkshire Hathaway’ın sahibi yatırımcı Warren Buffett ise 84 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin üçüncü ismi oldu. Louis Vuitton’un sahibi olan Fransız Bernard Arnault 72 milyar dolarla dördüncü, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg 71 milyar dolarlık servetiyle beşinci sırada listede kendilerine yer buldu. ABD’de kurdukları Sierra Nevada Corporation ile NASA’nın uzay istasyonuna kargo taşıyan Eren Özmen ve Fatih Özmen çifti, 1,5′er milyar dolarlık servetle ilk kez dünya milyarderleri arasında yer aldı. Dünyanın en zengin ilk 10 ismin 7′si ABD’li olurken, Zara’nın sahibi İspanyol Amancio Ortega 71 milyar dolarlık, bir dönem dünyanın en zengin ismi de olan Meksikalı telekom devi Carlos Slim Helu 67,1 milyar dolarlık servetiyle ilk 10′da ABD dışından yer alan diğer isimler oldu. Türklerin toplam sayısı geçen yıla göre dokuz, toplam serveti ise 20,2 milyar dolar artış gösterdi. Türkiye’nin en zengini Murat Ülker 4,8 milyar dolarlık servetiyle dünya sıralamasında 422′nci oldu. 2013′ten bu yana en fazla Türk’ün yer aldığı listede Hüsnü Özyeğin, Osman Kibar, Mustafa Küçük, Rahmi Koç, Semahat Arsel ve Şarık Tara da dünyanın en zengin ilk 1000 milyarderi arasında yer aldı.

Milyoner Göçü 2018 – New World Wealth

Güney Afrika merkezli New World Wealth’in yayınladığı “Milyoner Göçü 2018” raporuna göre geçtiğimiz yıl 95 bin milyoner yaşadığı ülkeleri terk etti. 2017 raporunda bu rakam 82 bindi. 2016’da ise 64 bin.

Rapora göre en fazla tercih edilen ülkeler:

-Avustralya

-ABD

-Kanada ve Birleşik Arap Emirlikleri

-Karayip Adaları

-İsrail ve İsviçre

Rapora göre ülkesini en çok terk edenler:

-Çinliler

-Hintliler

-Türkler

-İngilizler ve Fransızlar

-Ruslar

Kimler hangi ülkeyi tercih ediyor?

Çinliler: ABD, Kanada ve Avustralya.

Hintliler: ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, Avustralya, Kanada.

Türkler: Avrupa Birliği ülkeleri ve Birleşik Arap Emirlikleri.

İngilizler: Avustralya ve ABD

Fransızlar: Kanada, İsviçre ve ABD

Ruslar: ABD, Güney Kıbrıs, Birleşik Krallık, Portekiz ve Karayipler.

Brezilyalılar: Portekiz, ABD ve İspanya

Endonezyalılar: Singapur.

Suudiler: Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Nijerya: Birleşik Krallık, Fransa, İsviçre, Güney Afrika ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Birleşme ve Satın Almalar 2017 Raporu – Deloitte

Deloitte 2017 Yılı Birleşme ve Satın Almalar Raporu’na göre, Türkiye’de 2017 yılında 298 adet Birleşme ve Satın Alma işlemi gerçekleşirken, işlem hacmi 2016’ya göre %41 artarak 10,3 milyar dolar oldu. Az sayıda büyük ölçekli yabancı yatırımcı işlemleri, toplam işlem hacmi üzerinde etkili oldu. İşlem adedine ise artış trendinde olan girişim sermayesi ve melek yatırımcı işlemleri yön verdi.

Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2017 Raporu – EY Türkiye

EY Türkiye’nin hazırladığı “Birleşme ve Satın Alma İşlemleri 2017 Raporu”na göre dünyada her yıl 50 bin taneye yakın satın alma ve birleşme işlemi oluyor. 2017 yılında tüm dünyada gerçekleşen birleşme ve satın alma işlem hacmi 3,6 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Bunun yarısı ABD’de gerçekleşiyor. İşlem hacmine göre 2017′de dünyada birleşme ve satın almanın en fazla yaşandığı sektörler gayrimenkul ve enerji. Türkiye’de yabancı yatırımcıların işlem hacminde OMV Petrol Ofisi ve Garanti Bankası’nın önemli etkisi var. Rapora göre, geçen yıllarda olduğu gibi 2017′de de enerji sektörü işlem hacmi bazında, bilişim sektörü de adet bazında ilk sırada yer aldı.

İnşaat 2018 Sektör Raporu – İMSAD

Türkiye İMSAD’ın hazırladığı Mart 2018 Sektör Raporu’na göre, 2017 yılında yüzde 8,9 büyüyen inşaat sektörünün performansını yukarı çeken en önemli etken, üçüncü çeyrekte yaşanan yüzde 18,6′lık büyüme oldu. İnşaat sektöründe yılın ilk çeyreğinde 5 önemli gelişme yaşandı: Bunlardan ilki, konut ve konut dışı binalarda satın alma ve kiralama işlerinin zayıflaması. İkincisi, yeni inşaat başlangıçlarının yavaşlaması. Üçüncüsü, müteahhitlerin işletme sermayesi ihtiyacının artması. Dördüncüsü, kamu işlerinin sürmesiyle birlikte ödemelerin yavaşlaması. Sonuncusu ise, inşaat sektöründe ödeme ve tahsilatlarda, vadelerin uzadığı görülmesi.

Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa Raporu – ULI & PwC

ULI ve PwC’nin 2009 yılından bu yana her yıl açıkladığı “Gayrimenkulde Gelişen Trendler Avrupa” raporlarındaki 10 yıllık trende göre, bölgedeki politik belirsizlik, İstanbul’un uluslararası gayrimenkul yatırımcıları nezdindeki çekiciliğini azaltıyor. Bu iki kuruluşun ilk olarak 2009 yılında açıkladığı Avrupa metropolleri listesinde, yatırımlar açısından İstanbul, sırasıyla üçüncü, yedinci ve ikinci sıradaydı. 2012’de zirveye çıktı ve ilk sırada yer aldı. Ancak izleyen yıllarda cazibesi aşındı. 2013 yılında 4’üncü, 2014’te 7’nci sırada ye aldı. 2015 ve 2016’da sırasıyla 20 ve 14’üncü sıralarda yer aldı. 2017’de büyük düşüşle 28’inci sıraya geriledi. 2018 beklentilerine göre ise artık son sırada. Mevcut yatırımlar ve gelişim beklentileri açısından Alman şehirleri öne çıkıyor. Münih, Berlin bütün yıllarda ilk sıralarda yer alırken, 2018 raporunda ilk beşte (Berlin, Frankfurt, Kopenhag, Münih ve Hamburg) 4 Alman kenti yer aldı. Kopenhag Frankfurt’la aynı sırayı paylaşıyor. Ofis ihtiyacına bağlı olarak kiraların artış tahminlerinin pozitif olmasından avantaj sağlayan Madrid de 4 sıra yükselerek 5. sıraya yerleşti. Barselona, Lizbon da yükselişte. 2012’de 3’üncü sırada yer alan Londra, Brexit etkisiyle cazibesini kaybederek 27’nci sıraya geriledi. 2012 listesinde 26’ıncı sırada yer alan Dublin, büyük bir tırmanış gösterdi ve birçok yıl ilk 3 içinde yer aldı. 2018 listesinde de 7’nci sırada. İstanbul’dan sonra en fazla cazibe kaybı yaşayan ikinci metropol Varşova oldu.

Konut Fiyatları – OECD ve Coldwell Banker

Ajans Press’in OECD ve Coldwell Banker verilerinden derlediği bilgilere göre, konut fiyatlarının en fazla yükseldiği ülke yüzde 106,8 ile Türkiye oldu. Türkiye’yi, ikinci sıradan yüzde 94,7’lik fiyat artışıyla Brezilya, üçüncü sıradan ise yüzde 82,2’lik artışla İzlanda izledi. İlk 10’da yer alan diğer ülkeler ise; yüzde 72,9 ile Estonya, yüzde 56,5 ile İsveç, yüzde 56,4 ile İsrail, yüzde 54,3 ile Kanada, yüzde 49,2 ile Çin, yüzde 48,8 ile Avusturya, yüzde 47,2 ile de Endonezya şeklinde sıralandı. Raporda yer alan 39 ülkeden 34’ünde konut fiyatlarının artış göstermesi dikkat çekerken, sadece 5 ülkede konut fiyatlarının gerilediği tespit edildi. Konut fiyatının en fazla düşüş gösterdiği ülke de yüzde 37,3 ile Yunanistan oldu. Yunanistan’ın ardından fiyatlarda düşüş gösteren diğer ülkeler; yüzde 17,4 ile İspanya, yüzde 15 ile İtalya, yüzde 11,5 ile Rusya ve yüzde 4,8 ile Slovenya şeklinde belirlendi. Bunun yanı sıra 39 ülke arasında kiralık konut fiyatlarına bakıldığında, yüzde 123,1 artış göstererek Estonya’nın birinci sıraya oturduğu görüldü. İkinci sırada da yüzde 75,6 ile Litvanya yer alırken, Türkiye 58,5’lik artışla listenin üçüncü sırasında yer aldı.

Dünyanın En Pahalı Ve En Ucuz 10 Kenti – The Economist Intelligence Unit (EIU)

The Economist Intelligence Unit (EIU)’in hazırladığı raporda dünyanın en pahalı ve en ucuz 10 kenti belirlendi. Londra merkezli araştırma şirketinin yayınladığı rapor dünyadaki 133 şehirde bulunan ekmek, şarap, sigara ve benzin gibi 150’nin üzerindeki ürün fiyatını karşılaştırılarak oluşturuldu.

Dünyanın en pahalı 5 şehri:

1 – Singapur

2 – Paris (Fransa)

3 – Zürih (İsviçre)

4 – Hong Kong

5 – Oslo (Norveç)

Dünyanın en ucuz 5 şehri:

1 – Şam (Suriye)

2 – Karakas (Venezuela)

3 – Almatı (Kazakistan)

4 – Lagos (Nijerya)

5 – Bangalore (Hindistan)

Dünya Silah Ticareti – SIPRI

Silah ticaretinin ele alındığı SIPRI’nin raporuna göre son yıllarda çatışmaların yoğun olduğu Ortadoğu bölgesine silah satışı iki kat arttı. ABD’nin silah ihracatında lider konumunu koruduğu belirtildi. Silah satışında ABD’yi Rusya, Fransa, Almanya ve Çin takip etti. Bu beş ülkenin dünyadaki toplam silah satışının yüzde 74 ‘üne sahip olduğu raporda yer aldı. Bölgedeki en büyük silah ithalatçısı ise Suudi Arabistan. ABD ve Batı ülkeleri Riyad yönetiminin son beş yıldaki silah talebinin yüzde 98′ini karşıladı. Rapor Washington’un silah ihracatının son beş yılda öncekine göre yüzde 25 arttığını tespit etti. ABD bu dönemde silah ihracatının yarısını Ortadoğu’ya yaptı. En büyük silah ithalatçısı Hindistan’ın dünyadaki silah alımının yüzde 12′sini gerçekleştirdiği raporda yer aldı. Hindistan’ın başlıca tedarikçisinin ise ülkenin silah talebinin yüzde 62′sini karşılayan Rusya olduğunu ifade edildi. Rapor dünyadaki toplam silah satışının ise aynı dönemler kıyaslandığında yüzde 10 arttığını ortaya koydu. Ortadoğu dışında Asya ve Okyanusya’ya yapılan silah ihracatında da artış kaydedilirken Afrika’ya yapılan tedarikte azalma olduğu saptandı.

Dünyada En Çok Satılan Ürünler – Teletrac Navman

Teletrac Navman’ın dünyada en çok ihracatı ve ithalatı yapılan ürünler raporu:

1 – Otomobil – Toplam Değer: 1.350 milyar dolar

2 – Rafine Petrol – Toplam Değer: 825 milyar dolar

3 – Elektronik Devre – Toplam Değer: 804 milyar dolar

4 – Oto Parça – Toplam Değer: 685 milyar dolar

5 – Bilgisayar – Toplam Değer: 614 milyar dolar

6 – İlaç – Toplam Değer: 613 milyar dolar

7 – Altın – Toplam Değer: 576 milyar dolar

8 – Ham Petrol – Toplam Değer: 549 milyar dolar

9 – Telefon – Toplam Değer: 510 milyar dolar

10 – Yayın Ekipmanı – Toplam Değer: 395 milyar dolar

11 – Elmas – Toplam Değer: 255 milyar dolar

12 – Lpg – Toplam Değer: 254 milyar dolar

13 – İnsan ve Hayvan Kanı – Toplam Değer: 252 milyar dolar

14 – Uçak – Toplam Değer: 234 milyar dolar

15 – Kamyon- Toplam Değer:216 milyar dolar

16 – Tıbbi Cihazlar – Toplam Değer: 216 milyar dolar

17 – Yalıtılmış Kablo – Toplam Değer: 200 milyar dolar

18 – Mücevher – Toplam Değer: 198 milyar dolar

Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması – Kadir Has Üniversitesi

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Merkezi tarafından yürütülen “Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması”nın 2018 yılı sonuçlarına göre, Türk kamuoyu Azerbaycan’ı Türkiye’nin en yakın dostu olarak görüyor; ABD ise Türkiye’ye tehdit oluşturan ülkeler arasında birinci sırada yer alıyor. İkinci en büyük tehdidi oluşturan ülke yüzde 54,4’lük kesim tarafından, geçen yıla kıyasla yüzde 17’lik bir artışla İsrail olarak belirtiliyor. AB ülkeleri, bu yıl yüzde 25,9’luk oranla Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturan ülkeler arasında üçüncü sırada yer alıyor.  ‘Türkiye’nin dostu yoktur’ diyenlerin oranı ise yüzde 17,2’den yüzde 22,5’a yükselmiş durumda. Araştırma sonuçlarına göre terörle mücadelenin dış politika sorunu olarak görülmesinde ciddi oranda azalış var. Bu oran yüzde 30 azalarak yüzde 14,1’e gerilemiş durumda. Türk Dış Politikasının en önemli sorunu ise Suriye sorunu olarak değerlendiriliyor (%26). İsrail ile ilişkilerin dış politika sorunu olarak görülmesinin oranı neredeyse 3 kat artarak yüzde 8,3’den yüzde 24,2’ye kadar çıkmış durumda. Araştırmaya göre, ‘Türkiye İslam ülkesidir’ diyenlerin oranı yüzde 16,4 artarak yüzde 56,3’e yükselmiş. Türkiye’yi Avrupa ülkesi şeklinde tanımlayanların oranı ise bu yıl yüzde 13,3 azalarak yüzde 19,4’e, Ortadoğu ülkesi olarak tanımlayanların oranı ise yüzde 4,1 azalarak yüzde 18,9’a gerilemiş durumda.

Futbol Para Ligi Raporu  – Deloitte

Deloitte’un, bu yıl 21’incisini yayımladığı Futbol Para Ligi raporuna göre en çok gelir elde eden 20 kulüp, gelirlerini 2016/2017 sezonunda %6 artırarak 7,9 milyar Euro kazanç sağladı. 2017’de Futbol Para Ligi’nde liderlik koltuğunu Real Madrid’den 11 sene sonra geri alan Manchester United, 676,3 milyon Euro gelir ile ilk sıradaki yerini 2018’de de korudu. Manchester United’ı, 674,6 milyon Euro ile Real Madrid izledi. Barcelona ise 648,3 milyon Euro ile üçüncü sırada yer aldı. Alman Bayern Munich dördüncü sıradaki, İngiliz Manchester City ise beşinci sıradaki yerlerini korudu. Kulüplerin 2016/17 sezonundaki gelir kaynaklarının en büyük kısmını (%45) yayın hakları oluşturdu, bunda da en büyük pay sahibi Premier League oldu. Listede, İngiltere 10 kulüp ile başı çekti. İngiliz kulüplerin toplamdaki payı 3,8 milyar Euro oldu. Listede Almanya, İspanya ve İtalya üçer takım ile boy gösterdi. Para Ligi’nde Fransa’dan tek takım ise Paris Saint-Germain oldu. Ünlü İtalyan kulübü AC Milan’ın, ilk kez Futbol Para Ligi’nde ilk 20’de kendisine sıralamada yer bulamayışı ise dikkat çekti.

Reformlar – Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı

Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan devlet bütçesinin performansına ilişkin üç aylık rapor, 2018’in ilk çeyreğinde petrol dışı gelirlerin geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 63 oranında arttığını gösterdi. Bu durum, Suudi Arabistan’ın ekonomik reformlarını gerçeğe dönüştürme konusundaki gücünü doğrulayan yeni bir gösterge olarak kabul edildi.

2017 Arap Endeksi – Arap Araştırma ve Siyaset Çalışmaları Merkezi

Arap Araştırma ve Siyaset Çalışmaları Merkezi’nin hazırladığı “2017 Arap Endeksi” sonuçları, Arap ailelerinin yüzde 30′unun ihtiyaç sahibi olduğunu ortaya koydu. Ankete katılan Arap ailelerinin yüzde 46′sı gelirlerinin temel ihtiyaçlarını karşıladığını ancak birikim yapamadıklarını, yüzde 30′u gelirlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini, çoğunlukla gelen yardımlarla hayatlarını idame ettirdiklerini ifade etti. Söz konusu endekse göre katılımcıların yüzde 74′ü demokratik sistemi benimserken yüzde 17′si buna karşı çıktı. Arap ülkelerinde yaşanan devrimlere de yer verilen endekste katılımcıların büyük çoğunluğu devrimlere olumlu yaklaşırken sadece yüzde 3′lük bir kesim bunun bir komplo olduğu görüşünü savundu. Arap devrimlerinin geleceğiyle ilgili ise katılımcıların yüzde 45′i devrim sürecinin halihazırda bir tökezleme döneminden geçtiği ancak hedefine ulaşacağını, yüzde 34′ü ise devrimlerin sona erdiğini ve eski rejimlerin yeniden yönetime geldiğini dile getirdi.

Yaşamın Geleceğini Şekillendirecek Zorluklar – Yuval Noah Harari

Sapiens’in yazarı Yuval Noah Harari’ye göre tüm yaşamın ve gezegenin geleceğini şekillendirecek 3 büyük zorluk şöyle: Ekolojik zorluklar. Özellikle iklim değişikliği ama sadece iklim değil. İkicisi nükleer silahlar gibi kitle imha silahları tehlikesi. Üçüncüsü teknolojik yıkımlar (yapay zekâ ve biyomühendislik). Asıl devrim yapay zekâ değil, bilgi teknolojileri ve biyoteknolojinin birleşmesi. Mesela kan dolaşımınızdan ya da beyninizden sinyal alıp bunu akıllı telefonunuza ileten biyometrik sensörler ve bu sinyalleri işleyen bir algoritma sayesinde, bir şekilde beyninizin ve vücudunuzun içinde olana müdahale etme kapasitesi geliştirilmesi. Geleceğin neye benzeyeceğine dair kesin bir sonuç yok, bizim bu zorluklara nasıl reaksiyon göstereceğimize bağlı.

Derleyen ve Kaynak: Memet Özkan - www.danismend.com

Ziyaretciler

0205966
Bugün
Dün
Bu Hafta
Hafta
Bu Ay
Ay
Toplam
160
233
1459
176370
2762
4828
205966

IPniz: 54.80.87.166
Server Time: 2018-10-15 15:43:24